
Notre Dame de Paris, Paris'teki çok meşhur bir katedral olmakla birlikte, Victor Hugo'nun unutulmaz "Le Bossu de Notre Dame" (Notre Dame'ın Kamburu) adlı eserinin Luc Plamondon tarafından sözler yazılıp, Riccardo Cocciante tarafından da müzikleri bestelenerek ortaya çıkarılmış harika bir müzikâldır.
Müzikalin en bilinen parçası dinleyeni daha ilk anda etkilemesiyle ünlü "Bellé" adlı şarkıdır fakat diğer şarkıların hemen hepsinin de son derece kaliteli ve başarılı olduğunu belirtmek isterim.
Konuya geçmeden önce müzikalle ilgili bir takım bilgiler vermek istiyorum. Şöyle ki, müzikal çok başarılı olduğu için orijinal dili olan Fransızca haricinde, İngilizce, İtalyanca, ispanyolca ve Rusça'ya da çevrilmiştir. Aralarında en güzeli elbette ki orijinal Fransızca versiyonudur ve İngilizce versiyonu aslına bakarsanız çok da iyi değildir çünkü sözler orijinalinden uzak ve parçalara İngilizce'den çeviri yapıldığında ilgisiz anlamlar ortaya çıkıyor ama o değişik sözlerle dahi müzikalin oldukça hoş olduğunu yine de belirteyim.
Herhalde hemen herkes Notre Dame'ın Kamburu'nun hikayesini en azından temel hatlarıyla bilir. Esmeralda adında güzeller güzeli bir çingene ve Quasimodo adında çirkin mi çirkin, kambur bir kilise çancısı var ve Quasimodo, Esmeralda'ya çılgınlar gibi aşık. Gel gör ki Esmeralda güzelliğiyle sadece çirkin Quasimodo'yu değil, nicelerini baştan çıkarmakta ve dolayısıyla garip Quasimodo'nun en ufak bir şansı kalmamaktadır. Yine de bizim kambur aşkından, sevgisinden vazgeçmemekte ve zaten ömrü boyunca çirkinliği ve kamburluğu yüzünden yaşadığı sıkıntılarına, çektiği acılara katlanmaya devam etmektedir...
Çingenelerin (yani göçmenlerin) Paris'te istenmediği yıllarda (hikaye tam olarak 1482'de geçer), Esmeralda şehrin ilgisini üzerine toplayan, erkekler için harika, bayanların ise süslü çingene elbiseleriyle dalga geçtikleri gelgelelim erkeklerin ilgisini üzerine topladığı için kıskançlık ve hasetten çatladıkları bir afettir. Aslında bir çingene olmamasına rağmen çingenelerin elinde büyümüş, dansetmeyi ve şarkı söylemeyi öğrenmiştir. Nitekim, Quasimodo, katedralin önünde dansettiğini gördüğü an vurulmuştur bu güzelliğe. Quasimodo'nun geçmişine baktığımızda ise, bu çirkinlik abidesi daha küçücük bir bebekken görünüşü yüzünden toplumdan izole edilmiştir ki kendisine sahip çıkan ve babası yerinde olan tek kişi, otoriter, sert rahip Frollo'dur. Quasimodo Frollo'nun sözünden dışarı çıkmaz ve iletişim kurduğu tek insan da O'dur, taa ki Esmeralda'yı görüp, ona aşık olana kadar.
Hikayeyi bir şair ve oyun yazarı olan Pierre Gringoire'in ağzından dinliyoruz. Paris şehri ayaktadır çünkü Krallar Günü ve Deliler Bayramı kutlanmaktadir, her sokakta bir curcuna vardır ve büyük bir kalabalık da dev katedralde toplanmış, sergilenmekte olan oyunları izlemektedir. Sahnede, sırayla dizilmiş insanlar vardır ve topluluk aralarındaki en çirkini seçmektedir. Herkesin maske ve makyajla kendisini çirkinleştirerek kazanmaya çalıştığı bu yarışmayı, en sevimli halini(!) takınmış olan makyajsız ve maskesiz Quasimodo kazanır. Ve halk, Quasimodo'yu bir tahta oturtup, Paris sokaklarını gezdirererek eğlenmektedir. Büyük bir meydana geldiklerinde, aynı meydanda bir başka topluluk da keçisiyle türlü oyunlar sergileyen, şarkılar söyleyen ve dans eden çingene Esmeralda'yı görürler. Bu esnada Frollo, kalabalığın ortasındaki Quasimodo'yu farkeder ve hemen kiliseye dönmesini emreder. Quasimodo'nun gidişiyle eğlencesine ara verilen topluluk da meydanı boşaltmaktadır. Kalabalığın dağılmasıyla Esmeralda da alandan ayrılır ki, bir köşe başını dönerken Quasimodo Esmeralda'yı kucaklayıp koşmaya başlar. O bölgede bulunan ve kızın çığlıklarını duyan ordunun gözde ismi, yakışıklı Yüzbaşı Phoebus okçu birliğiyle birlikte hemen Quasimodo'nun peşine düşer ve Quasimodo yakalanıp, ertesi gün yargılanmak üzere hapse atılır. Esmeralda da serbest kalır, gelgelelim burada hikayeye Phoebus da dahil olmuş ve Esmeralda Phoebus'a, Phoebus da Esmeralda'ya aşık olmuştur. Bununla birlikte Phoebus zaten Fleur-de-lys ile nişanlıdır ve düğüne az bir zaman kalmıştır, ayrıca ordunun geleceği olan bir yüzbaşının, bir çingeneyle ilişkisi olması zamanın Fransa'sında hoş karşılanacak bir durum değildir...
İşte, Quasimodo, Frollo, Phoebus ve Esmeralda arasındaki aşk çıkmazı böyle bir temele sahiptir. Her karakterin kendi açmazları, kendi sıkıntıları ve kendi sorunları olmakla birlikte aynı zamanda ortak sıkıntılar ve acılar da paylaşılmaktadır.
Victor Hugo'nun 29 yaşındayken yazdığı ve ilk romanı olan bu eserin müzikali, olayları hikayedekine göre biraz daha farklı işlemekle beraber, eserin kalitesinden -bence- hiçbirşey kaybettirmemektedir.
Zaman zaman burada da şarkılarına ve sözlerine yer vereceğim...