Görüntülenmesini istediğiniz dönemi seçiniz:
The Proposal ( 2009 - Teklif )
Orta şekerli bir çok Hollywood yapımında karşımıza çıkan Ryan Reynolds ve Sandra Bullock'u bir araya getiren bu romantik komedide, oturma/çalışma izni alabilmek için asistanını kendisiyle evlenmeye zorlayan zorba patronun masalına şahit oluyoruz. Filmde Mary Steenburgen, Craig Nelson ve Betty White gibi bir zamanların gözde oyuncuları da rol alıyor. Yönetmen ise Anne Fletcher. IMDB'de profiline bakarken daha önce 27 Dresses isimli hoş bir başka romantik komedisini de izlemiş olduğumu hatırladım ama siteye yazmadığımı farkettim. O da iyi filmdi, aklımda kaldığına göre muhtemelen bu filmden daha da iyiydi.
 
Benim gözümde romantik komedilerin şahı Notting Hill'dir. Onu Dört Nikah Bir Cenaze, Aşk Her Yerde gibi filmler izler. Aslında oturup en beğendiğim romantik komediler diye bir liste yapmam lazım. Çünkü bu tarz filmleri severek, sıkılmadan izliyorum. Bu da öyle oldu. Belki benzer konu ya da kurgudaki filmleri sayısız defa izlemişimdir ama filmin sonu gelsin diye dua etmedim mesela.
 
Ha buradan filmin iyi bir film olduğu sonucu çıkmasın. Bence pek iyi bir film sayılmaz. Bunun en temel sebebi de Sandra Bullock ile Ryan Reynolds'un birbirlerine hiç mi hiç yakışmamasıdır bana kalırsa. Beyazperdenin tanrıçalarından Scarlett Johansson ile evli olan 33 yaşındaki Ryan Reynolds, kendisinden 12 yaş daha büyük Sandra Bullock ile eğreti duruyor. Benzer bir durum Stepmom adlı filmde de Julie Roberts ile Ed Harris arasında yaşamış, çok sevdiğim bu iki oyuncuyu birbirlerine yakıştıramamıştım.
 
Sıradan, eğlencelik bir film işte. Maksat zaman geçirmekse, "izleyeceğim" diyene "dur, izleme" dedirtmez...
Yorumlar (0) 26.02.2010
Kunduzlar beslenme saatinde...
Yorumlar (0) 25.02.2010
Tarihten Meşhur Figürler Haritası
Yukarıdaki karışık tabloyu buraya tıklayarak orijinal boyutunda açabilir ve dünya tarihinin önemli bir çok figürünü bir arada görebilir, merak ettiklerinizin de üzerlerine tıklayarak kolaylıkla Wikipedia'ya yönlendirilerek haklarında ayrıntılı bilgilere erişebilirsiniz.
 
Sanatsa sanat, tarihse tarih...
Yorumlar (0) 25.02.2010
Bazı bünyeler Vegas'ı kaldıramıyor...
Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Heather Graham... Filmin başrolünde ya da önemli rollerindeki oyuncular. Çoğunu tanımıyorum. Filmin kadrosunda olup da ismine en çok kulak aşinalığım olan isim zamanın ünlü boksörü Mike Tyson dersem herhalde mevzuyu özetlemiş olurum. Yönetmen Todd Phillips'in adını da aynı şekilde daha önce hiç duymamış, filmini izlememiştim.
 
"Vay be!" diyorum! Adamım siz ne yaptınız böyle! Kesinlikle son derece kaliteli ve hoş bir film olmuş. Karmaşık ama eğlenceli, kendine has bir şekilde komik, şaşırtıcı ve izleyiciyi sıkmayan aksine içine çeken, merak ettiren bir film.
 
Filmin konusuna gelecek olursak, bir kaç gün sonra düğünü olan Doug, üç arkadaşıyla birlikte bekarlığa veda gecesini kutlamak için kayınpederinin binmeye kıyamadığı klasik Mercedes'iyle Vegas'a doğru yola çıkar. Kahramanlarımız lüks bir otel/kumarhaneye girip kendilerini eğlencenin kollarına bıraktıklarından sonra başlarına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.
 
En iyi komedi filmi dalında Altın Küre'yi de kazanmış, başından sonuna kadar temposunu, heyecanını koruyan, can sıkmayan, değişik tarzda, değişik bir film bu. Kaçırmayın derim...
Yorumlar (0) 25.02.2010

Get the Flash Player to see this player.

Biz, maalesef çok sık "akıl tutulması" yaşayan bir ülkenin evlatlarıyız.
 
Bu ülkenin evlatları olduğumuz için değil oradaki "maalesef"...
Bu kadar sık akıl tutulması yaşadığımız için...
 
Ne zaman hoşgörü ve anlayışı öğreniriz, o zaman daha iyi şartlara kavuşuruz.
Bu toplumun her kesimi için geçerli...
 
Bir kez daha;
Sansüre, sansürcü ve yasakçı zihniyete hayır!
 
Yönetmen: Baran Gündüzalp
Senaryo: Deniz Yeşilgün, Baran Gündüzalp
Görüntü Yönetmeni: Evren Çöp
Kamera: Ömer Sinir
Oyuncular: Serhat Teoman, Gülcan Arslan, Ömer Sinir, Deniz Tarı, Abdurrahman Sevinç
Müzik: Fazıl Say
Seslendiren: Genco Erkal
Yorumlar (0) 18.02.2010
 Johnny Bravo
Aman Tanrım kaslara bak!
Hu!Ha!Ho!
 
İşte karşınızda Johnny Bravo!
 
5 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip yetişkin bir adamın (ya da yetişkin bir adamın vücuduna sahip 5 yaşındaki bir çocuğun) maceralarını işleyen hoş bir seri.
 
Uzun zamandır izlediğim en güzel çizgi film olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çizimler ve konular bir yana, çizgi filme güzellik katan asıl şey Türkçeleştirilmiş metinleri ve seslendirmedeki başarı. Burada da Boğaçhan Sözmen ve Yeşim Kopan'a tebrikler göndermek gerek.
 
Cartoon Network'de gece 22.00'da bile rastlasam izliyorum. Mutlaka güldürecek bir şeyleri oluyor, ki reklamında Hande Yener'den Romeo'nun çalması bile ayrı bir olaydır.
Yorumlar (0) 18.02.2010
Nedir bu ülkenin problemi?
Allah aşkına, 80 milyonluk bir ülkenin olimpiyatlara katılamamasının ya da üç beş sporcuyla katılmasının nasıl bir mantıklı açıklaması olabilir? Aynen söz konusu 80 milyonluk ülkenin güreş dışında hemen hemen sporun tüm dallarında nal toplaması, gerilerde kalması da bu konuyu genişletmek adına soruya eklenebilir.
 
Elin Gürcistan'ı, Litvanya'sı, Hong Kong'u bilmem nesi gider bir dolu dalda yarışır en azından.  Kazanır kazanmaz orası önemli değil ama oraya gidebilme başarısını gösterir. E bu ülke neden katılamıyor? Açlıktan kırılan ülkelerin sporcuları katılıyor da nice madalyalar, nice rekorlar kırıp dönüyorlar. Bizde tık yok...
 
Nasıl iş anlamadım...
Yorumlar (0) 17.02.2010
State of Play (Devlet Oyunları - 2009)
1972 Münih Yaz Olimpiyatları'nda "Kara Eylül" adlı terörist grubun İsrailli sporcuları rehin almasını işleyen "One Day in September" adlı belgeseliyle 2000 Oscar'larında "En iyi Belgesel" ödülünü kazanan, aynı zamanda 2006'da Forest Whitaker'ın Ugandalı diktatör Idi Amin rolüyle Oscar kazandığı "İskoçya'nın Son Kralı" adlı filmin de yönetmeni olan Kevin Macdonald'ın yönettiği, güçlü kadrosu, belki çok farklı değil ama yine güçlü senaryosu ve karmaşık kurgusuyla iyi bir politik gerilim filmi.
 
Az çok burayı takip edenler bilirler ben filmlere "tipik Hollywood filmi" diyerek işin içinden çıkmayı sevmem fakat derinlemesine bir inceleme yapabilecek kadar da vakit ve birikime sahip değilim. O yüzden yazılarım genel hatlarıyla araştırmalara, yorumlarım ise kişisel zevkime göre şekillenir. Şimdi bu filmde, klişe ararsan var. Nitekim konu birebir uymasa bile anahatlarıyla benzerlik taşıyabilecek sayısız film çekilmiştir daha önce. Bu açıdan bakınca bu filmi diğerlerinden ayıran nedir? sorusuna cevaben ancak bön bön bakarım. Fakat kimse bana filmin kötü olduğunu söyletemez. Film ağır işliyor, belli bölümlerde ve biraz da sonlarda tempo kazandığı oluyor ama bunu normal karşılamak gerektiğini düşünüyorum. Politikayı ve gazeteciliği konu alan bir filme göre bana kalırsa yeterince aksiyon barındırıyordu. Ağır tempoya rağmen senaryonun karışıklığından şikayetçi olunabilir belki biraz, çünkü ben de izlediğim filmde anlatılanı tam olarak anlamak, her şeye hakim olmak isterim ama bana kalırsa filmin bu özelliği filme olumsuz değil aksine olumlu, gizemli bir hava katıyor. Tüm bunların üzerine oyunculuğuna her filmde yeni bir şeyler ekleyerek o eski itici kimliğinden ve ikinci bir Brendan Fraser olmaktan uzaklaşan Ben Affleck, her zaman için favorilerim arasında yer alan Russell Crowe, Robin Wright Penn, Helen Mirren, Jeff Daniels ve son dönemin popüler gençlerinden Rachel McAdams oldukça başarılı performanslar ortaya koyuyorlar. Başroldeki ikili bir yana, Helen Mirren ve Robin Wright Penn bana kalırsa filme asıl kaliteyi katan isimlerdir. Onların yerinde başka oyuncular olsa muhtemelen başka yorumlar yapıyor olurdum.
 
Ve bir dipnot, Russel Crowe'a kısa saç daha çok yakışıyor. Ben olsam tez zamanda üç numaraya vurdururdum o kafayı. Ha bir de... Biraz kilo ver be Gladyatör! Kollar bile hafiften yağ bağlamış, Mickey Rourke gibi olmayasın sonra!
 
Yorumlar (0) 17.02.2010
Anger Management ( Asabiyim - 2003 )Sinirli bir insan mısınız? Hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda sakin kalıp alttan almaya çalışan bir yapınız mı var yoksa hemen parlıyor musunuz? Eğer öfke maymunlarınız kafanızın içerisinde tewpinip sizi deli ediyor ve yerinizde duramayacak kadar hiddetle doluyorsanız, bir öfke kontrol programına yazılmanın tam zamanıdır! Ve öfke kontrolü dendiğinde akla tek bir isim gelir: Doktor Buddy Rydell, yani Dr. B.!
 
Genç yönetmen Peter Segal'ın yönettiği 2003 yapımı bu eğlenceli filmde, bir dizi yanlış anlaşılma sonucu mahkeme tarafından toplum düzenini bozmak ve uçuş görevlisine (hostes) şiddet uygulamak suçları yüzünden öfke kontrol programına dahil edilen Dave Buznik'in hazin hikayesini izliyoruz. Tabii hikaye sadece Buznik açısından hazin. Katıldığı öfke kontrol programını düzenleyen çatlak Doktor Buddy Rydell işin içine girdiği andan itibaren işler temelli karışıyor ve olan elbette ki bizim mazlum ve masum gencimiz Dave Buznik'e oluyor.
 
Filmde Adam Sandler'ı Dave Buznik, Jack Nicholson'ı Dr. Buddy Rydell olarak görüyoruz. Ayrıca Marisa Tomei, John Turturro, Luis Guzman, Woody Harrelson, John C. Reilly gibi oyuncular da kadroda. Güçlü kadro, hoş bir senaryoyla birleşince, filmin amacı da eğlendirmek olunca, böyle bir şey ortaya çıkıyor demek ki. Jack Nicholson ve rol arkadaşları sanki kendi aralarında paslaşıp izleyeni memnun edecek bir film yapmışlar gibi.
 
Bu film sinirlerinizi bozacak ama aynı zamanda da güldürecek ve mutlaka aklınızda kalacak...
 
Haydi o zaman, hep beraber: Goosfraba!
Yorumlar (2) 17.02.2010
UEFA Şampiyonlar Ligi
Şampiyonlar Ligi maçlarını DSmart platformu üzerinden yayınlayan Doğan Medya Grubu'nu kınıyorum! 
 
Söylendiğinde göre sözleşmelerinden yayın günlerinde en az bir maçı açık kanaldan yayınlama zorunlulukları olmasına rağmen, bu maddeye uymuyorlar.
 
Maçların eskiden olduğu gibi Star TV'den yayınlanmasını istiyorum ve umarım Doğan Medya Grubu'da bu saçmalıklarının bedelini öder...
 
Bir orası kalmıştı karışmadığınız...
Yorumlar (0) 16.02.2010
Monsters vs Aliens ( Canavarlar Yaratıklara Karşı)
Artık bu tip animasyonların sadece küçüklere değil, büyüklere de, hâttâ küçüklerden çok büyüklere hitap ettiği biliniyor. Dreamworks yapımı bu animasyon da öyle.
 
İlginç karakterler, hiç de fena olmayan bir konu ve zekice esprilerle süslenmiş eğlenceli bir film. Bir Pixar animasyonu kadar etkileyici değil ama insan izlerken hoş vakit geçiriyor orası kesin.
 
Seslendirenler arasında da Reese Witherspoon, Seth Rogen, Hugh Laurie ve hâttâ Kiefer Sutherland ve Rene Zellweger gibi ünlüler var. 
 
Geçtiğimiz yıl sinemalarda 3 boyutlu gösterime de girmiş daha önce, ben evde yayılarak, keyifle izledim. Küçük-büyük demeden herkese tavsiyedir. :)
 
Yorumlar (0) 15.02.2010
Aşk ve Saygı
Sürekli kalbindeki aşktan bahseden ama ne kalbinde, ne beyninde zerre kadar saygı barındırmayan insanlar, kendilerini komik ve onursuz duruma düşürmekten başka hiç bir şey yapmazlar.
 
Fildişi Sahilleri Atasözü
Yorumlar (0) 11.02.2010
Morgan Freeman'ı anlamak bazen gerçekten zor oluyor. Bir gün, muhteşem rol kestiği muhteşem bir filmi izliyorsunuz. Ertesi günse, belki yine muhteşem rol kestiği ama çok da artısı olmayan bir filmde rastlıyorsunuz. Dediğim gibi belki o yine güzel oynuyor ama filmin tamamını düşündüğünüz vakit "bu adam çok daha iyi filmlerde olmalı" diyorsunuz. Hele ki filmi Morgan Freeman var diye izliyorsanız ve Morgan Freeman iyi ama film kötüyse, asıl hayalkırıklığı işte o zaman ortaya çıkıyor.
 
Filmde Morgan Freeman'a Antonio Banderas eşlik ediyor ama ben bu adama alaycı -sarkastik moda şimdi- tavırları yakıştıramıyorum. Mutlaka kendine has bir karizması var, ki zaten büyük olasılıkla bu yüzden muhteşem denilebilecek pek bir filmi olmamasına rağmen yine de en ünlü aktörler arasında yerini almıştır hep. Ama hispanik olacak, zoraki bir alaycılığı olacak... Yakıştıramadım kendisine.
 
Antonio Banderas olur da güzel bir kız olmaz mı filmde? Evet olmaz. Kız mutlaka olur ama bu filmde anlıyoruz ki o kızın güzel olması gibi bir durum her zaman için geçerli değilmiş. Çünkü bu filmde Radha Mitchell adlı, çok sevdiğimiz Avustralya kıtasından bir hanımefendi de rol alıyor fakat -bana göre- kendisi pek de güzel sayılmaz. Bunun sebebi belki de eski çalıştığım şirketin sinir bozucu muhasebecisine tıpatık benzemesidir. Soğudum valla. Fakat o pek bir sıcaktı ki Banderas ile fazla fazla samimi gördük. Ve eminim sırf o "samimi" sahneler için bu filmi izleyen insanlar vardır ve olacaktır. 
 
Hem kardeşim Avustralyalı kızı alıp o güzelim aksanını kullandırtmayıp, Rus aksanıyla konuşturtmanın anlamı nedir yahu? Rus istiyorsan gider yarım yamalak İngilizce bilen bir Rus kızı bulursun, güzellikte de aşağı değiller zaten.
 
Sonuç itibariyle bana kalırsa sıradan bir soygun filmi...
Yorumlar (0) 10.02.2010
Avatar - 2009
Bir daha, üstüne bir daha, üstüne bir daha bile izlerim...
 
Gözüme de ruhuma da hitap etmiş, verdiğim parayı son kuruşuna kadar da haketmiştir...
 
Yorumlar (0) 08.02.2010
9
9 ( Nine ) - 2009
Kıyamet senaryoları tarihin hemen her dönenimde yazılıp çizilmiş ve anlatılmışlardır sanırım. Fakat son yıllarda, gerek dünyamızdaki doğal kaynakların giderek azalması ve hor kullanılması, gerekse de ozon gazları, küresel ısınma vb. muhtemel felaketlerin ayaküstü sohbetlerde dahi adı geçen konular olmasıyla beraber, sinema dünyası da bu akıma dört kolla sarıldı desek yeridir.
 
Knowing'den, 2012'ye, The Day The Earth Stood Still'den, Avatar'a kadar sayısız filmde dünyayı artık tüm kaynakları sömürülmüş -bitmiş ya da amiyane tabirle karaborsaya düşmüş-, çöküşün eşiğindeki bir gezegen olarak görüyoruz. Bu elbette sinemanın animasyon tarafına da yansıdı. Örneğin Wall-E'de dünya artık bir çöplük haline gelmişti ve hemen hemen hiç yaşam formu bulundurmuyordu. 9 da bir çok açıdan Wall-E'yi izleyiciyi hiç mi hiç sıkmadan hatırlatan, hem küçüklere hem de büyüklere hitap eden hoş bir animasyon.
 
Öncelikle çizimler tek kelimeyle harika. Sanırım hayatımda gördüğüm en farklı çizilmiş, sevimli çizgi kahraman tipleri bu filmde gördüm. Detaylar müthiş ve ilgi çekiciydi. Senaryo belki çok sayıda klişeleşmiş sahne içeriyordu ama yine de iyi işlendiğini ve ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. İnsan ırkının yok oluşu, dünyada makinelerin hüküm sürmeye başlaması vs. derken bir saatten biraz daha uzun olan filmin çabucak bitmesi bana göre en olumsuz tarafı. Biraz daha uzun olsaydı ve konu daha derinlemesine anlatılsaydı, ilginç karakterler ve muhteşem çizimleriyle zihinlerde daha da büyük etki bırakabilirdi ama o kadar kusur kadı kızında da olur diyelim...
Yorumlar (0) 06.02.2010