2010 Dünya Kupası'na aylar kalmışken, maalesef ki huzurları kaçıran bir enstruman hayatımıza çoktan girdi: Vuvuzela!
Afrika kıtasına dikkati çekmek amacıyla Uluslararası Futbol Federasyonu FIFA, 2009 ve 2010 yılındaki tüm büyük futbol organizasyonlarını bu kıta ülkelerine dağıtmıştı. İlk olarak 2009 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti'nde düzenlenen FIFA Konfederasyon Kupası ve geçtiğimiz aylarda Mısır'da yapılan 20 Yaş Altı Dünya Kupası'nı, şu günlerde yarı finallerine gelinen, Nijerya'da düzenlenen 17 Yaş Altı Dünya Kupası takip ediyor. Ve 2010 yazında Güney Afrika Cumhuriyeti'nde düzenlenecek olan Dünya Kupası ile zirveye ulaşılacak.
Buraya kadar sorun yok. Hâttâ renkli kişilikleri, kendilerine has tarzları ve kültürleri ile Afrika halklarına sempati beslememek de kolay değil. Gel gör ki maçlar sırasında insanı hayattan bezdiren bir gelenekleri var. Vuvuzela denilen kulak tırmalayıcı, kafa ütüleyici zurnayı çalmadan duramıyorlar! Siz maç izlemek için büyük bir heyecanla koltuğunuza kuruluyorsunuz fakat daha maçın 5. dakikasında hevesiniz kursağınızda kalıyor. Tribünlerde ne bir tezahürat, ne bir alkış, ne de herhangi başka bir organizasyon. Bütün stadyum işi, gücü, maçı bırakıp vuvuzela çalıyor! Sanırım Afrika ülkelerinde "Devlet Vuvuzela orkestrası" ya da "Vuvuzela Topluluğu" gibi kavramlar söz konusu. 4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası'nda da her maçta bu sesi duyacaksak izlerken televizyonun sesi kısılacak demektir!
Vuvuzela tepkileri çekmeye devam ederken biraz da enstrümanın detaylarına bakalım. Vuvuzela, ortalama 1 metre uzunluğunda, Afrika'ya özgü üflemeli bir çalgıdır. Orjinali tenekeden yapılan bu enstrüman özellikle 90'lı yıllarda popülaritesini artırınca, 2001 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti merkezli Masincedane Sport adlı şirket tarafından plastikten yapılmış bir versiyonu seri üretime giriyor ve geniş kitlelere yayılıyor. Özellikle spor müsabakalarında taraftarlarca kullanılan vuvuzelalar, zaman zaman aşırı yüksek sesli ve ölçüsüz bir biçimde çalındığı için stadyumlara sokulmasının yasaklandığı da oluyor. Öyle ki hakem ve oyuncuların oyun konsantrasyonunu dağıttıkları için tamamen yasaklanmaları da tartışılıyor. Futbolun seyir zevkine darbe vurduğu da bir diğer gerçek.
Vuvuzela'nın Afrika tarihinde de önemli bir yere sahip olduğunu iddia edenler var. İddia makamları, zamanında kabile üyelerinin toplantılara vuvuzela sesiyle davet edildiklerini öne sürüyorlar. Fakat bunun genel bir kabul gördüğünden bahsetmek imkânsız.
2009 Konfederasyon Kupası ile beraber FIFA'nın gündemine de giren vuvuzela üzerine yapılan toplantılar sonucu aslında Afrikalı olmayan futbolseverleri üzecek kararlar çıktı. FIFA başkanı Sepp Blatter "Afrika'da yapılan bir Dünya Kupası'nı Avrupalılaştırmaya çalışmayalım, kimsenin kültürüne de burnumuzu sokmayalım" tarzında bir açıklama yaparak vuvuzelanın yasaklanmayacağının sinyallerini zaten vermişti, nitekim daha sonra yapılan bir açıklamayla vuvuzelanın kesinlikle yasaklanmayacağı belirtildi. Fakat tepkiler dinmek bilmediği gibi artarak devam ediyor...
Kulaklardan vazgeçtik, bari umalım ki şu vuvuzela denen meret sayesinde Afrika ülkeleri geçmişteki başarılarını daha yükseğe taşısınlar. Yıllarca voodoo büyüleri denediler işe yaramadı, artık üstelik kendi topraklarında vuvuzela da dertlerine çare olmazsa, güzel ülkemizin davul-zurna-bağlama üçlüsünü Afrika'ya pazarlama zamanı gelmiş demektir. Bir dahakine de bunu denesinler!
Not: Fotoğraftaki amca da, Güney Afrika Cumhuriyet Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Molefi Sefularo'dur. Kendisi basın mensuplarına ses çıkarabilmek için iyi bir diyafram gerektiren vuvuzelanın en iyi şekilde nasıl çalınabileceğinin tekniğini anlatıyor...