Muharrem Topçu...
1929, Zonguldak doğumlu. Kore gazilerinden.
Bundan 30 yıl önce Muğla-Milas'a yerleşmiş. İnşaatlarda çalışmış, çeşitli yerlerde bekçilik yapmış. 30 yıl boyunca sabit bir adresi olmamış. Sürekli yer değiştirmiş, genelde de çalıştığı yerlerde kalmış. Yani inşaatlarda, bekçi kulübelerinde barınmış.
Pek dostu da yokmuş, içine kapanık, kendi halinde bir insanmış işte. Gururluymuş. Gazi maaşından ayrı ne bir yardım kabul edermiş, ne de bir şey istermiş. Zaten insanlarla falza iletişim kurmadığı için, maaş günleri görünür, sonrasında kendi dünyasına çekilirmiş.
Son zamanlarını, eskiden restoran olarak kullanılan bir mekanda geçirmiş. Diğer gaziler ne kadar "gel sana Milas'tan bir ev bulalım" deseler de dinlememiş, istememiş. Tek başına yaşamış işte, o şekilde yaşanacak ne varsa.
Maaşını almaya gitmemesi, gazi arkadaşlarının dikkatini çekiyor ve 6 kasım'da yaşadığı yere gittiklerinde bir deri bir kemik hale gelmiş Muharrem Topçu'yu yere boylu boyunca serili, can vermiş halde buluyorlar. Adli tıp, 3 gün önce, yani 3 kasım tarihinde öldüğünü tahmin ediyor. Ölüm sebebi açlık ya da soğuk olabilirmiş deniyor.
Bunu neden yazdım buraya? Bilmiyorum...
Ama bir insan, hele ki ülkesi için savaşmış, canını ortaya koymuş bir insan, böyle mi yaşamalı, böyle mi ölmeli? İşte bu aklımı kurcalıyor.