
Güzel filmdi.
Robert Downey, Jr., girdiği her filme kendinden bir şeyler katabilen değişik bir aktör. Hayranı olduğumu söyleyemem ama beğenmemek de elimde değil. Şu var ki bu role yakışmış. Bir defa o kadar güzel bir şekilde yansıtmışlar ki o dönemin Londra'sını (sanırım Londra'da geçiyordu) yaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Gerçi ben hiç o dönemin Londra'sını görmedim ama görmüş kadar olduk işte! Zaten film Oscar'a da "En İyi Sanat Yönetimi" ve "En İyi Müzik" (orada da Hans Zimmer işin içine giriyor) dallarında aday olmuş.
Downey'in yanında, hiç bir zaman favorilerimden olmayan ama iyi bir aktör olduğunu kabul ettiğim, bana kalırsa kasvetli ve sıkıntılı filmlerin vazgeçilmez jönü Jude Law, Dr. Watson rolüne müthiş uyum sağlamış.
Gerçek Holmes ve Dawson bu ikiliyi görseler, kendilerini çakma sanarlardı herhalde!
Filmle ilgili akılda kalan diğer kişiler, Holmes'e filmin temposuna iyi ayak uyduran Rachel McAdams, "Andy Garcia mı değil mi?" diye film boyu meraktan çatlana Mark Strong (değilmiş) ve güzelliğiyle iz bırakan Kelly Reilly...
Filmin yönetmeni de Madonna'nın eski sevgililerinden Guy Ritchie... Adı falso okunuyor olabilir ama adına bakmayın siz, Guy güzel film yapmış.