2100'lü yıllarla birlikte dünya, hızla katlanan nüfusu ve buna mukabil azalan kaynaklarıyla, yetersiz bir gezegen haline gelmiştir. Bu yüzden bir takım bilimsel projeler geliştirilir ve dünyadaki canlıların taşınabileceği, yaşama elverişli bir gezegen aramaya başlanır. Elysium adı verilen gezegen, dünyalıların yeni evi olacaktır...
Astronot onbaşı Bower, yaşam destek kabininde gözlerini açtığında ne nerede olduğunu, ne de kim olduğunu hatırlamamaktaydı. Kabinindeki üniformanın göğsündeki isimlikten adını, kolundaki yazılardan ise ait olduğu birliği öğrenir. Bu arada hafızası da yavaş yavaş yerine gelmektedir ki bir başka yaşam destek ünitesindeki uykusundan uyanan yüzbaşı Payton ile karşılaşır. Bir odasında kısılıp kaldıkları, terkedilmiş gibi görünen uzay gemisini, o gemide bulunma amaçlarını, geçmişlerini, geleceklerini ve daha bir çok soruyu cevaplamak için maceraya atılırlar.
Tam olarak benim tarzım olan filmlerden değil aslında. Psikolojik bir gerilimden bahsediyoruz ama aksiyon da iyi bir şekilde yayılmış. Uzay istasyonunda ya da uzay aracında geçen bu tip filmler epey var aslında ve bu filmde her filmden bir şeyler alırken, kendisinden de birşeyler katmaya çalışmış.
Dennis Quaid ve Ben Foster'ın başrollerinde olduğu bu Christian Alvart filmini beklentileri fazla yüksek tutmadan izlemekte fayda var.