UEFA Bayanlar Şampiyonlar Ligi 2010
Fatmire Bajramaj - UEFA Bayanlar Futbolu Şampiyonlar Ligi Şampiyonu - 2010
Dün gece kanalları dolaşırken şans eseri Eurosport'da UEFA Bayanlar Şampiyonlar Ligi Finali'ne denk geldim. Nedir, ne değildir diye şöyle bir bakıyordum ki ne göreyim; bizim köftehor UEFA BaşkanıMichel (Platini) de orada, şeref tribününe çöreklenmiş heyecanla maçı izliyor. "Koskoca UEFA'nın başkanı orada, ellerini bağdaştırmış heyecanla maçı takip ediyor, ben de izleyeyim bakalım şu maçı, belki bir olay çıkar da saç saça baş başa "hamamdan enstantaneler" temalı bir aksiyon izleriz" dyie düşünerek ben de başladım izlemeye ama oldukça da hoşuma gitti işin doğrusu.

90 dk + 15 dk x 2 uzatma ile 120 dakika golsüz geçti ama futbolu bir erkek oyunu olarak görmeye alışmış bir insan olarak hiç sıkılmadım. Bir tarafta Almanya'dan 1. FFC  Turbine Potsdam takımı, karşısında ise erkekler futbolundan da çok iyi tanıdığımız Fransa'nın Olympique Lyonnais'u. İspanya'nın Getafe şehrinde, Coliseum Alfonso Pérez stadında, dolu ve heyecanlı tribünler karşısında çok güzel bir maç oldu.

Eurosport spikeri de (sanırım Caner Eler) maç boyunca o kadar faydalı bilgiler verdi ki... Sadece Luisa Necib'in sol ayaklı olduğunu iddia etmişti bir ara ama dikkat ettim, Necib sağ ayaklı bir oyuncuymuş, ama senin canın sağolsun Caner :) Gerçekten örnek bir maç anlatımıydı. Özellikle de bayan futbolu gibi tanıdık ama tanıdık olmayan bir spor söz konusu olunca, gerçekten yapıcı bilgiye doyduk.

Caner Eler'den öğrendiğimiz kadarıyla bayanlar futbolu, özellikle Avrupa'da bir iki ülke hari. (İngiltere ve İsveç) amatör bir spormuş. Sadece İngiltere ve İsveç liglerinde profesyonel düzeyde futbol oynanıyormuş. Ve dün Avrupa Şampiyonluğu için mücadele eden bayan futbolcular da amatör olunca, hayatlarını sadece futbolla geçirmedikleri anlaşılmış oluyor. Muhtemelen bir çoğunun tahsili var ve futbolculuğu sadece part time iş/hobi olarak yapıyorlar.

Oyuna gelince... Beklentilerimin çok çok üzerinde olduğunu söylemeliyim. Amatör sporcuların 120. dakikada dahi (yorgunluk belirtileri ortaya çıksa bile) canını dişine takarak mücadele etmesi müthiş bir şey. Üstelik sahadakilerin bayan olduğunu düşünürsek son derece şaşırtıcı. Daha da şaşırtıcı olan şey, bazı oyuncuların gerçekten yetenekli olması. Benim gözüme çarpan, Turbine Potsdam'ın 22 yaşındaki 10 numaralı oyun kurucusu Bosnalı/Alman Fatmire Bajramaj, Lyon'un hücum silahı, 23 yaşındaki 10 numarası Louisa Necib ve 21 yaşındaki Amandine Henry ve yine Lyon'un orta sahasından 24 yaşındaki İsviçreli Lara Dickenmann. Öyle oynuyorlar ki, sanki bu oyuncuları alıp da herhangi bir erkek futbol takımına koysan sırıtmazlar...

Bajramaj'ın oyun tarzı Ronaldinho'ya benziyor. Hatta dripling yaparken Galatasaray'lı Giovani Dos Santos geldi aklıma sürekli. Müthiş ara pasları, seri çalımlar, oyun kurma yeteneği... Muazzam... Lyon'dan Lara Dickenmann şutları ve Amandine Henry ise driplingleriyle rakip savunma ve kaleci için büyük tehlike yaratıyor. Ama Lyon'un asıl silahı 10 numarası Necib. Cezayir asıllı olduğu için "Dişi Zidane" deniyormuş kendisine ve müthiş bir tekniği var, tek eksiği fizik gücü. Bajramaj da fiziken kuvvetli değil, hâttâ Necib'den de ufak ama bunu hızıyla bir şekilde avantaja çevirebiliyor. Necib ise biraz daha farklı, zaten oyun kurucu değil ama kanat ya da forvet arkasında verim alınabilecek türden bir oyuncu.

Maçı Lyon'un maç boyu enerjisi bitmeyen, kesinlikle iki takımın da en hızlısı olan fakat topla ne yapacağını bilemediği için maç boyu son vuruşlarıyla çileden çıkartarak Sabri Sarıoğlu - Caner Erkin ikisilini hatırlatan Elodie Thomis'in seri penaltı atışlarınında topu direğe nişanlaması sonucu 7-6 Potsdam kazandı...

Bundan sonra sadece erkek futbolunu değil, bayan futbolunu da takip edeceğim. Galatasaray'a tavsiyem de Bajramaj ile Amandine Henry'i transfer etsinler. Henry oyunun iki yönünü de oynayan orta saha, Bajramaj da oyun kurucu olarak çok iş yaparlar...
YORUMLAR


Henüz yorum yazılmamış...


YORUM EKLE!

Adınız: *  
Web Siteniz:
E-mail: *