﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><?xml-stylesheet type="text/css" href="themes/style.css"?><channel><title>irrasyonel</title><link>http://www.irrasyonel.net/atom.aspx</link><description>irrasyonel.net</description><ttl>5</ttl><item><title>Eyvah Eyvah (2010)</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Eyvah Eyvah (2010)" width="500" height="331" src="/images/content/eyveyv.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;G&amp;uuml;zel film olmuş. Ata Demirer ve Demet Akbağ gayet uyumlu, ustaca yapmışlar işlerini. Senaryo klasik ne yazık ki ve biraz da aceleye gelmiş gibi sanki, aslında konular daha derin anlatılabilirdi bana kalırsa, bazı şeyler fazlasıyla havada kaldı ama neredeyse k&amp;uuml;f&amp;uuml;rs&amp;uuml;z, sade komikliğiyle eksikliklerini kapatıvermiş film. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n salon filmin &amp;nbsp;bir &amp;ccedil;ok yerinde kahkahalar atıyordu daha ne olsun! İnsanlar eğleniyorsa senaryoyu bilmem neyi fazla diline dolamayacaksın onu bilir onu s&amp;ouml;ylerim.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;İzlenmesi, desteklenmesi gerekir. Gerekir ki bu tip yapımlar &amp;ccedil;ıkmaya devam etsin...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=541</link><pubDate>Tue, 09 Mar 2010 13:14:28 GMT</pubDate></item><item><title>Şahbazken şah olanlar -1-</title><description>&lt;div&gt;
&lt;div&gt;Futbol garip bir oyundur. Ve bazen sadece bir oyun da değildir. Her sezon, sayısız oyuncu g&amp;ouml;ze batıyor ve sayısız oyuncu g&amp;ouml;zden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor. İlgiyle takip ettiğimiz oyuncular oluyor ve bazılarını g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce de kanal değiştiriyoruz. H&amp;acirc;tt&amp;acirc; bazen oyuncuları takımlardan &amp;ouml;nce tutuyoruz. Mesela bir Milan ma&amp;ccedil;ını eğer Milan'da Ronaldinho yoksa kolay kolay izlemem. Eğer Ronaldinho oynuyorsa da ma&amp;ccedil; boyu top ona gelsin diye beklerim. Aslında Milan İtalya'daki favori takımımdır ama o sempatiyi beslememi sağlayanlar belilrli futbolculardır, mesela bir d&amp;ouml;nem boyunca Shevchenko idi bu fig&amp;uuml;r ve şimdilerde de Ronaldinho.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Cristiano Ronaldo, k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;kt&amp;uuml; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;c&amp;uuml;kt&amp;uuml;..." width="500" height="368" src="/images/content/crpeq9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bazı futbolcular, arenaya &amp;ouml;yle bir giriş yapıyorlar ki, r&amp;uuml;zgarından başınız d&amp;ouml;n&amp;uuml;yor bir defa. Mesela Cristiano Ronaldo onlardan biridir. &amp;Ouml;rneğin şu eskimiş lisans kartındaki k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k &amp;ccedil;ocuğun bir g&amp;uuml;n d&amp;uuml;nya futbolunun en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k yıldızlarından biri olacağını kim tahmin ederdi?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Cristiano Ronaldo, b&amp;uuml;y&amp;uuml;d&amp;uuml; adam oldu..." width="500" height="333" src="/images/content/crnld9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Muhtemelen kimse. Ki zamanından Portekiz'in Sporting Lizbon'undan İngiltere'nin Manchester United'ına transfer olduğunda da beklentiler bu kadar b&amp;uuml;y&amp;uuml;k m&amp;uuml;yd&amp;uuml; acaba? Elbette bu tip b&amp;uuml;y&amp;uuml;k kul&amp;uuml;pler transfer yaptıklarında aldıkları oyuncunun potansiyelinin farkındadırlar ama Ronaldo&amp;rsquo;nun g&amp;ouml;sterdiği gelişim muazzam. Kaldı ki transfer edenler bunu bekleseler dahi d&amp;uuml;nya m&amp;uuml;thiş yeteneklere sahip olup bunu &amp;ouml;zellikle de parayı bulduktan sonra kullanmayan/kullanamayanlarla doludur. Ronaldo unutulmaya aday bir hikaye olmaktansa yazılmaya devam edilen bir destana d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Ge&amp;ccedil;tiğimiz sezon sonuna kadar sergilediği performans onu d&amp;uuml;nyanın en iyi futbolcuları arasına soktu belki ama d&amp;uuml;nyada da Manchester United ve Portekizliler dışında seveni pek yoktu. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; fazlasıyla şovmen ve kibirli, kısacası artistin tekiydi. Ve nihayet bu sezon başında İngiltere'nin soğuk ikliminden kopup memleketi Portekiz'in komşusuna, Akdeniz'in g&amp;uuml;zel &amp;uuml;lkesi İspanya'nın efsanevi kul&amp;uuml;b&amp;uuml; Real Madrid'e ge&amp;ccedil;ti. Bu, 93 milyon euro'luk rekor bir bonservis bedeliyle oldu ve kendisi de yılda sırf Real Madrid ile olan s&amp;ouml;zleşmesinden 13 milyon euro kazanıyor. Sponsorlar ve diğer gelirlerini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nemiyorum dahi. Fakat sahada g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z Ronaldo, &amp;quot;bu &amp;ccedil;imlerin kralı benim&amp;quot; diyor. O m&amp;uuml;thiş bonservisi de her oyuncu kaldıramaz zaten. Bu mental a&amp;ccedil;ıdan da ne kadar &amp;uuml;st d&amp;uuml;zey olduğunun g&amp;ouml;stergesidir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Francesco Totti : B&amp;uuml;y&amp;uuml;k kaptan!" width="500" height="350" src="/images/content/frctt10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Francesco Totti. Rakibe t&amp;uuml;k&amp;uuml;rmek, tekme sallamak, hakemi ve seyircileri galeyana getirmek, kendini yere bırakmak... Bu tip hareketleri d&amp;uuml;zenli olarak yapar. Fakat zamanından kendisinden haz etmememin sebebi bu değildi. Neydi onu da bilmiyorum. Bazen bazı insanlara bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; ısınamazsınız. Belki bu hareketleri tuz biber olmuştur. Ama zaman değişiyor, d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceler olgunlaşıyor. Artık bir kaptanın, bir liderin, sahadaki isyanı ateşleyen ilk adam olması gerektiğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Bunu iyi yapan adam Hagi idi mesela. Her hareketiyle takımı şaha kaldırırdı, 2000 UEFA Kupası finalinde uzatmalarda atılmasıyla dahi. Totti'de b&amp;ouml;yle bir lider. Yıllardan beri Roma takımının kaptanı ve Roma o sahada olmadığı zaman zorlanıyor. O sahada olduğunda ise zirveye oynayan bir takıma d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor. Uzaktan şutları, m&amp;uuml;thiş pasları, &amp;ccedil;oğu zaman &amp;ccedil;ılgınca penaltılarıyla artık 33'&amp;uuml;ne gelmiş olsa da Roma ma&amp;ccedil;larında g&amp;ouml;zler onu arar. Tam bir general edasıyla y&amp;ouml;netir takımı ve &amp;ouml;yle ya da b&amp;ouml;yle bir sonuca ulaştırır. Bence Totti'yi bu kadar beğenmemi sağlayan şey bendeki liderlik anlayışının değişmesidir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Devamı gelecek...&lt;/div&gt;
&lt;div style="font-size: 5pt"&gt;Fotoğraflar:&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/ryusha/3769117984/"&gt;http://www.flickr.com/photos/ryusha/3769117984/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/11754146@N08/1213038032/"&gt;http://www.flickr.com/photos/11754146@N08/1213038032/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=540</link><pubDate>Tue, 09 Mar 2010 10:19:25 GMT</pubDate></item><item><title>Sami Yen'den Kaçış!</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Aslantepe  - T&amp;uuml;rk Telekom (TT) Arena" width="640" height="282" src="/images/content/ttaslntepe.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Galatasaray'ın yeni stadının, bacak kadar boyum yokken g&amp;uuml;ndemde olduğunu hatırlarım. Ne y&amp;ouml;netimler, ne başkanlar, ne kadrolar, ne hocalar, ne taraftarlar geldi ge&amp;ccedil;ti, nitekim yıllar da ge&amp;ccedil;ti ve ben &amp;ccedil;oluğa &amp;ccedil;ocuğa karışacak yaşa geliyorum, nihayet bizim stadyum hayali ete kemiğe b&amp;uuml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;. G&amp;ouml;n&amp;uuml;l Ali Sami Yen'de kalacak elbet ama yeni arenamızın da hakkını vermek gerek, m&amp;uuml;thiş g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ne hikmetse gece de r&amp;uuml;yama girdi, yeni yapılmış stadda buldum kendimi...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Hayırdır inşallah...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=539</link><pubDate>Mon, 08 Mar 2010 08:01:44 GMT</pubDate></item><item><title>Eniyle boyuyla Oscar - 2</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="2008 Oscar'larından bir kare: Daniel Day Lewis (There Will Be Blood) - Tilda Swinton (Michael Clayton) - Marion Cotillard (La Mome) - Javier Bardem (No Country for Old Men)" width="500" height="309" src="/images/content/oscrwnrs.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;Ouml;ncesi i&amp;ccedil;in: &lt;a target="_blank" href="http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=537"&gt;Eniyle Boyuyla Oscar - 1&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;En &amp;ccedil;ok &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanan oyuncular listesinde de başı Katharine Hepburn &amp;ccedil;ekiyor. Kazandığı 4 &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml;n 4'&amp;uuml;n&amp;uuml; de &amp;quot;en iyi aktrist&amp;quot; dalında, başrol oyuncusu olarak kazanmış. Hemen ardından 3 Oscar'lı Jack Nicholson geliyor yine. 1976'da One Flew Over the Cuckoo's Nest (1975 - Guguk Kuşu), ardından Terms of Endearment (1983 - Sevgi S&amp;ouml;zc&amp;uuml;kleri) ve son olarak As Good As It Gets (1997 - Benden Bu Kadar) ile heykelciği kaptı. Fakat bunlardan birinde (Terms of Endearment), &amp;quot;en iyi yardımcı erkek oyuncu&amp;quot; dalında aday g&amp;ouml;sterilmişti. &amp;Ccedil;ok iyi bir başrol oyuncusu olmasının yanında, &amp;ccedil;ok iyi bir yardımcı oyuncu da olabilen, komple bir akt&amp;ouml;r profili &amp;ccedil;ıkıyor sonu&amp;ccedil;ta ortaya. &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml; ise iki oyuncu paylaşıyor. İlki Ingrid Bergman. 1944, 1956 ve 1974 yıllarında 3 Oscar kazanıyor. Toplamda da 7 adaylığı var. Yine Bergman da Oscar'larından birini yardımcı oyuncu dalında kazanıyor. Yine 3 dalda Oscar kazanan bir başka oyuncu da zamanının &amp;ouml;nde gelen yıldızlarından Walter Brennan. O ise 4 adaylıktan 3'&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;d&amp;uuml;lle sonu&amp;ccedil;landırmış. İşin ilgin&amp;ccedil; tarafı, Brennan'ın t&amp;uuml;m adaylıkları yardımcı rolde. Yani kendisi başrol oyuncusu değil. Fakat ger&amp;ccedil;ekten iz bırakan bir akt&amp;ouml;r olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Bunu da &lt;a target="_blank" href="http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=40"&gt;burada&lt;/a&gt; belirtmişim, 2 yıldan fazla olmuş.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Jack Nicholson, Ann-Margret ile..." width="500" height="377" src="/images/content/jcknam.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Biraz da y&amp;ouml;netmenlerden bahsedelim. En &amp;ccedil;ok adaylığı elinde bulunduran y&amp;ouml;netmen 1937 ile 1960 arasında tam 12 defa aday g&amp;ouml;sterilen William Wyler. Bu neredeyse her iki yılda bir adaylık oranına denk geliyor. Daha bile fazla. 23 yılda 12 adaylık. Olağan&amp;uuml;st&amp;uuml;. İkinci sırada ise Billy Wilder var. O ise 8 defa &amp;quot;en iyi y&amp;ouml;netmen&amp;quot; dalında aday olmuş. O da 2 kere evine g&amp;ouml;t&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml;. Fakat Billy Wilder'ın daha farklı bir y&amp;ouml;n&amp;uuml; de var. O da y&amp;ouml;netmenlikten ayrı olarak senaryo ve yapımcılık dallarında da aday g&amp;ouml;sterilmiş olması. Tam tamına 12 kez &amp;quot;en iyi senaryo&amp;quot; dalında aday g&amp;ouml;sterilen Wilder, bu adaylıklardan da 3 adet Oscar kazanmış. Ve bir Oscar adaylığı da yapımcılık dalında var, o adaylığı da heykelciği kazanarak sonu&amp;ccedil;landırmış. Yani toplamda tam olarak 21 adaylık ve 6 Oscar sahibi bir efsaneden bahsediyoruz.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;img alt="&amp;Uuml;nl&amp;uuml; y&amp;ouml;netmen William Wyler, Barbara Streisand ile... (1977)" width="446" height="330" class="imgleft" src="/images/content/wwyler.jpg" /&gt;Hem yapımcı, hem senarist hem de y&amp;ouml;netmen dallarının hepsinde birden &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanarak &amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; &amp;ccedil;eken y&amp;ouml;netmenler de var. Bunlardan biri az &amp;ouml;nce bahsettiğimiz Billy Wilder idi. Wilder 1960 yılında The Apartment (1960 - Garsoniyer) ile &amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; yapmıştı. Bunu başaran diğer isimler ise, Leon McCarey, Going My Way (1944) ile, Francis Ford Coppola, The Godfather, Part 2 (1974 - Baba 2) ile, James L. Brooks, Terms of Endearment (1983 - Sevgi S&amp;ouml;zc&amp;uuml;kleri) ile ve Peter Jackson, he Lord of the Rings: The Return of the King (2003 - &amp;nbsp;Y&amp;uuml;z&amp;uuml;klerin Efendisi: Kralın D&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;).&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Anlatılacak hikayeler &amp;ccedil;ok ama şimdilik bu kadar. Artık bu senenin sonu&amp;ccedil;larını bekleyelim. Sanırım Pazar gece yarısından itibaren NTV Oscar t&amp;ouml;renini naklen yayınlayacaktır. İlgisi olanlara duyrulur...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=538</link><pubDate>Fri, 05 Mar 2010 13:17:14 GMT</pubDate></item><item><title>Eniyle boyuyla Oscar - 1</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Eniyle boyuyla Oscar" width="460" height="280" src="/images/content/oscrs.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;7 Mart 2010 Pazar gecesi Oscar &amp;ouml;d&amp;uuml;lleri sahibini buluyor. Kim ne derse desin, d&amp;uuml;nyanın sinema sanatındaki en prestijli &amp;ouml;d&amp;uuml;lleridir bunlar. Bu &amp;ouml;d&amp;uuml;llerin sahibi belirleyen Amerikan Film Akademisi ya da kısaca Akademi'nin bir &amp;ccedil;ok tercihi hemen her d&amp;ouml;nemde şiddetle eleştirilse dahi sonu&amp;ccedil;ta Oscar adayı filmler bekleniliyor ve g&amp;ouml;sterime girdiği zaman da gidip izleniliyor. Beğenilirse ne ala, beğenilmezse de sanki o j&amp;uuml;rinin &amp;uuml;yeleri yakın dostlarımızmış ya da biz olaya onlardan &amp;ccedil;ok daha hakimmişiz edasıyla &amp;quot;akademi yine yaptı yapacağını! bu filme oscar verilir mi? Hollywood işte!&amp;quot; der ge&amp;ccedil;eriz. Halkımızın genel karakteristiğinden, &amp;quot;k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r mozaiğinden&amp;quot; nadide bir &amp;ouml;rnektir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Neyse, eskiden 5 filmin yarıştığı &amp;quot;En iyi Film&amp;quot; dalında bu seneden itibaren 10 film yarışıyor. Oscar adayları diye aratıp bunları kolaylıkla bulabilirsiniz zaten. Benim değinmek istediklerim ise Oscar'ın enleri.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;img alt="14 dalda Oscar adayı, 11 Oscarlı Titanic" width="250" height="390" class="imgleft" src="/images/content/ttnc.jpg" /&gt;&amp;Ouml;rneğin James Cameron'un y&amp;ouml;nettiği, Leonarda DiCaprio ve Kate Winslet'lı Titanic toplam 14 dalda Oscar adayı olmuş. Bu bir rekor. Ama Titanic bu rekora tek başına sahip değil. Joseph Leo Mankiewicz'in y&amp;ouml;nettiği 1950 yapımı, Bette Davis, Anne Baxter, Celeste Holm, Marilyn Monroe, Thelma Ritter gibi zamanın meşhur oyuncularından oluşan kadrosuyla All About Eve (Perde A&amp;ccedil;ılıyor) da tamı tamına 14 ayrı dalda adaylık kazanmış. Titanic ve All About Eve arasındaki adaylık sayısındaki eşitliği Titanic &amp;ouml;d&amp;uuml;llerde ezici bir &amp;uuml;st&amp;uuml;nl&amp;uuml;kle bozuyor. All About Eve 14 adaylıktan sadece 6'sında Oscar kazanırken, Titanic toplam 11 &amp;ouml;d&amp;uuml;lle aslında bir başka dalda daha rekor kırıyor. Bu da, en &amp;ccedil;ok &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanan filmler dalı elbette. Neyse ki burada Titanic'ten da başarılı filmler var. Titanic 14/11 ile en &amp;ccedil;ok aday g&amp;ouml;sterilen ve heykelciği kazanan filmler arasında ama 12 dalda aday g&amp;ouml;sterilen 1959 yapımı Ben-Hur da aynı sayıda &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanmış. Titanic 14/11, Ben-Hur 12/11 iken, daha da iyisi, 11 adaylıkta 11 &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml; de g&amp;ouml;t&amp;uuml;ren The Lord of the Rings: The Return of the King. Peter Jackson'ın Y&amp;uuml;z&amp;uuml;klerin Efendisi serisinin &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; ve son filmi, %100'l&amp;uuml;k bir başarı oranıyla yarışmış.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;En &amp;ccedil;ok aday g&amp;ouml;sterilmede, 14 adaylıklı Titanic ve All About Eve'den sonra, tarihte 13 defa aday g&amp;ouml;sterilmiş tam 9 film bulunuyor. Gone With The Wind (R&amp;uuml;zgar Gibi Ge&amp;ccedil;ti, 1959), From Here To Eternity (1953 - İnsanlar Yaşadık&amp;ccedil;a), Shakespeare in Love (1998 - Aşık Shakespeare), Forrest Gump (1994), Chicago(2002), Mary Poppins (1964), Who's Afraid of Virginia Woolf (1966 - Kim Korkar Hain Kurttan), The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (2001 - Y&amp;uuml;z&amp;uuml;klerin Efendisi : Y&amp;uuml;z&amp;uuml;k Kardeşliği) ve son olarak The Curious Case of Benjamin Button (2008 - Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi), tam 13 defa aday g&amp;ouml;sterilmişler. Tabii ki kazanma sayıları farklı ama ilgin&amp;ccedil; olan bir nokta var, bu filmlerin arasından Mary Poppins, Who's Afraid of Virginia Woolf, The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring ve The Curious Case of Benjamin Button bu kadar &amp;ccedil;ok dalda aday g&amp;ouml;sterilen filmler olmalarına rağmen &amp;quot;En iyi Film&amp;quot; Oscar'ını kazanamadılar. Yani onlardan daha az dalda aday g&amp;ouml;sterilen filmlere kaptırdılar &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml;.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="The Lord of the Rings : The Return of The King" width="500" height="384" src="/images/content/lotrtrotk.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Titanic, Ben-Hur ve The Lord of the Rings: The Return of the King, 11 dalda &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanarak bu alanın liderleriydi. Şimdi onların takip&amp;ccedil;ilerine bakalım. Tarihte 10 dalda &amp;ouml;d&amp;uuml;l kazanan tek bir film var, meşhur m&amp;uuml;zikal West Side Story (1961 - Batı Yakasının Hikayesi). 11 dalda aday g&amp;ouml;sterilmiş ve 10 dalda &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml; kazanmış. &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml; ise 3 film paylaşıyor. English Patient (1996 - İngiliz Hasta), Gigi (1958) ve The Last Emperor (1987 - Son İmparator) 9 &amp;ouml;d&amp;uuml;lle efsaneleşmiş.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;img alt="Katharine Hepburn" width="200" height="200" class="imgright" src="/images/content/khpbrn.jpg" /&gt;Oyuncular bazında istatistiki bilgiler verecek olursak, en &amp;ccedil;ok aday olanlarla başlayalım. İlk sırada, insanın ağzını a&amp;ccedil;ık bırakacak bir şekilde tamı tamına 16 adaylıkla Meryl Streep yer alıyor. En son ge&amp;ccedil;tiğimiz yıl Julie &amp;amp; Julia (2009) ile aday olan efsanevi aktristin insanın ağzını a&amp;ccedil;ık bırakan bir başka y&amp;ouml;n&amp;uuml; daha var. Sadece 2 kere Oscar kazanmış olması. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n, 16 kere aday g&amp;ouml;steriliyor ama sadece ve sadece 2 kere kazanıyorsunuz. İlgin&amp;ccedil;, neredeyse &amp;uuml;z&amp;uuml;leceğim yani. En son Oscar'ını da 1983 yılında kazanmış. O yıldan bu yıla tam 12 kez aday g&amp;ouml;sterilmesine rağmen ne hikmetse hep adaylığıyla kalmış. Neyse, ikinci sırada ise başka bir efsane, Katharine Hepburn var. O da kariyeri boyunca tam 12 defa aday g&amp;ouml;sterilmiş ki bunlardan 4'&amp;uuml;nde &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml; kazanmış. Hepburn ile ikinciliği paylaşan diğer kişi ise g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde de pop&amp;uuml;laritesini ve karizmasını koruyan Jack Nicholson. Onun da 1970 ile 2003 arasında 3'&amp;uuml;n&amp;uuml; kazandığı 12 adaylığı var.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Devamı i&amp;ccedil;in : &lt;a target="_blank" href="http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=538"&gt;Eniyle Boyuyla Oscar -2&amp;nbsp;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=537</link><pubDate>Fri, 05 Mar 2010 13:15:36 GMT</pubDate></item><item><title>Yeşilçam Efsaneleri 1 - Cibicibicis</title><description>&lt;p id="player58" style="text-align: center"&gt;&lt;a href="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;Get the Flash Player&lt;/a&gt; to see this player.&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt; var s58 = new SWFObject("mp3player.swf", "single", "480", "360", "7"); s58.addVariable("file","videos/cibicibicis.flv"); s58.write("player58"); &lt;/script&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Neşeli G&amp;uuml;nler'de Ziya, G&amp;uuml;len G&amp;ouml;zler'de Vecihi, Sultan'da Bahtiyar, Kibar Feyzo'da Maho Ağa ve daha ne filmlerde ne karakterler, ne roller...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Benim g&amp;ouml;z&amp;uuml;mde bir numaradır Şener Şen. En meşhur sahnelerinden biri de budur, bir semt kahvehanesinde Cibicibicis marka traş k&amp;ouml;p&amp;uuml;ğ&amp;uuml; hediyeli Cibicibicis marka traş bı&amp;ccedil;ağı satmaya &amp;ccedil;alıştığı bu sahneyi hatırlamayan yoktur herhalde.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="bquote"&gt;En iyi jilet budur! D&amp;uuml;nyanın b&amp;uuml;t&amp;uuml;n meşhurları bununla traş oluyor. İngiltere kralı (!), rahmetli başkan Kennedy, Ta&amp;ccedil;sız Kral Pele, Beckenbauer, kaleci Mayer, Nadia Comaneci, Brigitte Bardot, Fenerbah&amp;ccedil;eli Cemil! Hepsi ş&amp;ouml;hretlerini bu bı&amp;ccedil;ağa bor&amp;ccedil;ludurlar! Evet, denemesi bedava, hem de hi&amp;ccedil; para vermeden! Bakın, mesela şu vatandaşın sakalı uzamış. Şimdi iki dakikada susuz sabunsuz, bu iş hallolacak. Bakın abiler, fennin son harikası, alaman mucizesi, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n meşhurların bı&amp;ccedil;ağı...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=535</link><pubDate>Thu, 04 Mar 2010 11:44:13 GMT</pubDate></item><item><title>Vınn'lamayın gari!</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Get a life, bro!" width="549" height="179" src="/images/content/winnsmdi.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Vınn'layıp durmayın kardeşim her yerde! İşiniz bunu gerektirmiyorsa vınn'lamayın!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Evde, işte, okulda zaten internete girebilenler! S&amp;ouml;z&amp;uuml;m size!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Kahve i&amp;ccedil;mek i&amp;ccedil;in bir cafeye gidiyorsanız, varsın internetiniz olmasın! Sakin sakin kahvenizi i&amp;ccedil;in, temiz hava alın, g&amp;ouml;zleriniz dinlensin, kafanız rahat etsin iki dakika!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Varsın twitter'ınızda &amp;quot;kahve keyfi @starbucks&amp;quot; yazmasın, varsın facebook'da farmville'inizdeki patlıcanların hasadı geciksin... Ne olmuş?&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=534</link><pubDate>Thu, 04 Mar 2010 07:55:13 GMT</pubDate></item><item><title>Ünlüler dayak yerse...</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Bu &amp;uuml;nl&amp;uuml;ler tam dayaklık..." width="600" height="374" src="/images/content/wrth1000.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;a target="_blank" href="http://fx.worth1000.com/contests/24749/celebrity-mugshots-5"&gt;worth1000&lt;/a&gt;'de &amp;uuml;nl&amp;uuml;leri fena pataklamışlar... Photoshop'la da olsa, pataklamışlar işte. Taa Leon'da &amp;ccedil;ocuk haliyle oynadığı zamanlardan beridir g&amp;uuml;zelliği b&amp;uuml;t&amp;uuml;n milletin diline dolanan Natalie Portman, son d&amp;ouml;nemlerin en g&amp;ouml;zde ve karizmatik akt&amp;ouml;rlerinden C&amp;uuml;neyt Arkın kılıklı Benicio del Toro, Lost'un &amp;ccedil;illi kızı Evangeline Lilly, Diego Maradona... Daha kimler kimler... Kiminin g&amp;ouml;z&amp;uuml; morartılmış, kiminin dişi kırılmış, kiminin suratı dağılmış... Bazısı ger&amp;ccedil;ek gibi, bazısı şaka gibi. Sonu&amp;ccedil;ta ilgin&amp;ccedil; bir &amp;ccedil;alışma olmuş.&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=533</link><pubDate>Wed, 03 Mar 2010 12:26:21 GMT</pubDate></item><item><title>Kaldı mi dokuz!?</title><description>&lt;p id="player57" style="text-align: center"&gt;&lt;a href="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;Get the Flash Player&lt;/a&gt; to see this player.&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt; var s57 = new SWFObject("mp3player.swf", "single", "480", "360", "7"); s57.addVariable("file","videos/kaldimi9.flv"); s57.write("player57"); &lt;/script&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;2009'un Ocak ayından Siyaset ve Matematik başlıklı bir yazıda bahsetmişim bundan ama videosunun internette dolaştığını bilmiyordum... Video &amp;ccedil;ok kısa ama yine de T&amp;uuml;rk siyaset ve matematik tarihine adını altın harflerle yazdırmış Devlet babamızı izleyelim ki ufkumuz a&amp;ccedil;ılsın!&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=532</link><pubDate>Tue, 02 Mar 2010 06:24:04 GMT</pubDate></item><item><title>Kısa kısa...</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="WTF!?" width="500" height="334" src="/images/content/astktn.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* Mart ile birlikte ilkbahar mevsimi de resmen başlamış oluyor. Tabii İstanbul gibi tuhaf   bir şehirde yaşıyorsanız, neyin ne zaman bitip neyin ne zaman başladığını pek de kestirme   şansınız olmuyor. Mesela şu saatlerde g&amp;uuml;zel bir g&amp;uuml;nbatımı izleyebilirsiniz eğer camınızın   &amp;ouml;n&amp;uuml;ne dev binalar duvar &amp;ouml;rmemişse. Bununla birlikte sadece bir iki saat sonra deli gibi   yağmur yağabilir. Kaprisli ve sağı solu belli olmayan bir şehir bu İstanbul...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* Bu sene tiyatroya gitmek nasip olmadı. Olmadı derken, oldu aslında, gittim(k) gitmesine ama az gittik. Şimdi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nence hatayı kendimde buluyorum, tiyatrolara Oscar verseler herhalde u&amp;ccedil;arak giderdik ama Oscar'ı Altın K&amp;uuml;re'si olmayınca &amp;quot;acaba bu oyun nasıldır?&amp;quot;, &amp;quot;bu bizi sıkar mı?&amp;quot;, &amp;quot;gitmeye değer mi?&amp;quot; diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rken biletler bitiverdi zaten. Kafayı &amp;Ccedil;etin Tekindor'un oynadığı Rita'nın Şarkısı'na takmıştık ama onun biletlerine de h&amp;uuml;cum vardı. Bize avcumuzu yalamak d&amp;uuml;şt&amp;uuml; yine. Herhalde bu sezon i&amp;ccedil;in perdeyi de bir ka&amp;ccedil; g&amp;uuml;ne kapatıyorlar yani tren ka&amp;ccedil;tı. Koca bir eksi puan yazıyorum kendime.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* İstanbul 2010'un Avrupa K&amp;uuml;lt&amp;uuml;r Başkenti mesela. Peki bu bizler i&amp;ccedil;in ne anlam ifade ediyor? Pek bir anlam ifade etmiyor a&amp;ccedil;ıkcası. K&amp;uuml;lt&amp;uuml;r başkenti olduğunu k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel etkinliklerden değil de hemen her &amp;uuml;stge&amp;ccedil;itte ya da bazen k&amp;ouml;şe başlarında dahi g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z logolardan anlıyoruz. Ha belki &amp;ccedil;eşit &amp;ccedil;eşit etkinlikler vardır, yapılıyordur da bizim haberimiz yoktur. O zaman da k&amp;ouml;t&amp;uuml;. Hocam madem etkinlik d&amp;uuml;zenliyorsun reklamını da yap. Sağa sola lale dikeceğine... Değil mi yani?&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* Ah şu Galatasaray... &amp;Ouml;mr&amp;uuml;m&amp;uuml; yedi yemin ederim ama helal olsun. Atletico'ya da elendik ama ligde de arayı a&amp;ccedil;ıyoruz yavaştan. Bu ay da se&amp;ccedil;im ayı. Şu iki senedir yapılan transfer hamleleri dahi hayran bırakmaya yetip artarken, se&amp;ccedil;im sonu&amp;ccedil;ları kul&amp;uuml;b&amp;uuml;n geleceğini doğrudan etkileyecektir kanımca. &amp;Ccedil;eşitlilik iyidir iyi olmasına ama başarılı bir y&amp;ouml;netim varken ortada, rakip &amp;ccedil;ıkması da hoş bir şey değil sonu&amp;ccedil;ta. Adnan Polat ve ekibi en azından vizyonlarıyla bu kul&amp;uuml;be inanılmaz katkı sağlıyorlar. Umarım bu ekip bozulmaz, se&amp;ccedil;imlerde de g&amp;uuml;&amp;ccedil;lenerek yoluna devam eder.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* Gazetelere g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k 3-5 tecav&amp;uuml;z haberi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor. Ne manyak yaratıklar var şu &amp;uuml;lkede. El kadar &amp;ccedil;ocukları dahi iğren&amp;ccedil;liklerine alet eden, insan demeye bin şahit gerekecek canlılarla aynı havayı soluyoruz. Ve vaziyet her ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n daha da k&amp;ouml;t&amp;uuml;leşiyor. Bunun sebebi eğitimsizlik midir, ekonomik şartlar mıdır bilemiyorum, belki hepsinden biraz biraz ama okuduğumuz haberler t&amp;uuml;ylerimizi &amp;uuml;rpertiyor artık. Vahşet tavan yapmış durumda...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;* Kediye tekrar bakınca Christoph Daum'a benzettim...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="font-size: 5pt"&gt;Fotoğraf:&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/merlijnhoek/2841785343/"&gt;http://www.flickr.com/photos/merlijnhoek/2841785343/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=531</link><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 16:07:24 GMT</pubDate></item><item><title>Law Abiding Citizen ( 2009 )</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Law Abiding Citizen ( 2009 - Adalet Peşinde )" width="500" height="374" src="/images/content/lwbctz.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Jamie Foxx ve Gerard Butler iyi bir ikili olmuşlar. Filmi de onlar s&amp;uuml;r&amp;uuml;kl&amp;uuml;yorlar zaten.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bence k&amp;ouml;t&amp;uuml; işlenmiş, eksik (film de kısa kesilmiş gibi sanki) bir senaryo, mesajını hakkıyla veremeyen ama bir şekilde son 15-20 dakikasına gelindiğince &amp;quot;acaba neler olacak?&amp;quot; sorusunu sordurabilen bir film.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Demek ki filmlerde y&amp;ouml;netmenler kabaca bu işe yarıyorlar. İyi bir y&amp;ouml;netmenin eline iyi bir senaryo ge&amp;ccedil;ince ortaya &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel bir film &amp;ccedil;ıkıyor. K&amp;ouml;t&amp;uuml; bir y&amp;ouml;netmenin eline iyi bir senaryo ge&amp;ccedil;ince de... İşte b&amp;ouml;yle filmler ortaya &amp;ccedil;ıkıyor. İzliyorsun izlemesine ama &amp;quot;daha iyi olabilirdi&amp;quot; diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nerek...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=530</link><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 14:46:34 GMT</pubDate></item><item><title>Only A Game</title><description>&lt;div&gt;&lt;img alt="Avrupa Şampiyonası Kupası" width="200" height="266" class="imgleft" src="/images/content/uefa3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;&amp;quot;İstanbul'un en g&amp;ouml;zde buluşma mek&amp;acirc;nı neresidir?&amp;quot; diye sorulursa sanırım &amp;ccedil;oğunluğumuz &amp;quot;Taksim&amp;quot; diye cevaplarız. &amp;quot;Taksim'in en g&amp;ouml;zde buluşma mekanı neresidir?&amp;quot; sorusuna ise bence &amp;ccedil;oğunluk &amp;quot;Burger King'in &amp;ouml;n&amp;uuml;&amp;quot; diye cevap verir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;İşte o Burger King'in &amp;ouml;n&amp;uuml;nde kız arkadaşınızı beklerken, boş boş durmaktansa 2,5 TL verip tam karşınızdaki Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi'nde İstanbul'un 2010 K&amp;uuml;lt&amp;uuml;r Başkenti olması şerefine sergilenen &amp;quot;Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Only A Game&amp;quot; sergisini ziyaret edebilir, tarihe ve futbola doyabilirsiniz. Ben &amp;ouml;yle yaptım, iyi ki de yapmışım :)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;İlk fotoğrafta, Avrupa'nın milli takımlar d&amp;uuml;zeyindeki en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k organizasyonu Avrupa Şampiyonası'nın kupasını g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz. Aslında Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi kupaları da sergideymiş ama &amp;ouml;ğrendim ki şubat ayının ortasında başka programlar sebebiyle kaldırılmışlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="&amp;Uuml;nl&amp;uuml; futbol adamlarınca imzalı resmi yıldızlı Şampiyonlar Ligi topu" width="500" height="375" src="/images/content/uefa2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bu fotoğrafta Gheorghe Hagi, Arsene Wenger, Jose Mourinho, Juande Ramos, Ottmar Hitzfeld, Zico gibi d&amp;uuml;nyaca &amp;uuml;nl&amp;uuml; futbol adamları ve teknik direkt&amp;ouml;rler tarafından imzalanmış, resm&amp;icirc; yıldızlı UEFA Şampiyonlar Ligi topunu g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz. Arka planda ise Avrupa Ligi kuralarının &amp;ccedil;ekildiği kura topları ve isimlikler yer alıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Ma&amp;ccedil; bitti mi? T&amp;uuml;rkler i&amp;ccedil;in hen&amp;uuml;z değil!" width="500" height="375" src="/images/content/uefa4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Burada ise Almanya'da d&amp;uuml;zenlenen ve &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; olarak bitirdiğimiz 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na dair bir derginin T&amp;uuml;rkiye'nin başarısını ve turnuvaya kattığı rengi anlatan bir sayfasını fotoğrafladım. Son dakikalarda attığımız gollere ithafen &amp;quot;Game Over? Not For The Turks&amp;quot; (Ma&amp;ccedil; bitti mi dersin? T&amp;uuml;rkler i&amp;ccedil;in değil'&amp;quot; başlığı konulmuş yazının arka plandaki fotoğrafında ise Semih Şent&amp;uuml;rk'&amp;uuml;n Hırvatistan'a uzatmaların son dakikasında attığı ve ma&amp;ccedil;ı penaltılara g&amp;ouml;t&amp;uuml;ren gol&amp;uuml; g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center; "&gt;&amp;nbsp;&lt;img alt="Liverpool'dan Şampiyonlar Ligi hatırası" width="500" height="375" src="/images/content/uefa1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;Bu ise, 2005 yılında İstanbul Atat&amp;uuml;rk Olimpiyat Stadı'nda d&amp;uuml;zenlenen ve Liverpool ile Milan'ı karşı karşıya getiren UEFA Şampiyonlar Ligi finali sırasında Liverpool kul&amp;uuml;b&amp;uuml; tarafından futbol federasyonumuza verilen hatıra tabağı. Milan kul&amp;uuml;b&amp;uuml; de başka bir tane yaptırmış, o daha da s&amp;uuml;sl&amp;uuml; aslında ama bunun fotoğrafı daha net &amp;ccedil;ıkmış. Futbolu yakından takip edenler iyi hatırlayacaktır, ma&amp;ccedil;ın ilk devresini Milan 3-0 &amp;ouml;nde kapatınca hepimiz &amp;quot;ma&amp;ccedil; &amp;ccedil;oktan bitti&amp;quot; diyorduk ama ikinci devre Liverpool durumu 3-3'e getirerek muhteşem bir geri d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş yapmış, uzatmalarda Milan akıl almaz goller ka&amp;ccedil;ırmış ve penaltılara giden ma&amp;ccedil;ı Liverpool kazanmıştı. Efsanevi bir finaldi ger&amp;ccedil;ekten de...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sergide daha bir &amp;ccedil;ok şey var. UEFA'nın doping kontrol&amp;uuml;nde kullandığı ara&amp;ccedil;-gere&amp;ccedil;lerden, &amp;uuml;nl&amp;uuml; futbolcuların terlettiği formalara, h&amp;acirc;tt&amp;acirc; biz T&amp;uuml;rklerin belki de sevdiği tek hakem olan Pierluigi Collina'nın imzalı formasına, futbol tarihine dair t&amp;uuml;rl&amp;uuml; belge ve hatıralara varana değin bir &amp;ccedil;ok hatıra ilgilenenlerle paylaşılıyor. Canı sıkılan arkadaşlarıyla futbol bilgi yarışmalarına katılabilir h&amp;acirc;tt&amp;acirc; langırt bile oynayabilir... Ka&amp;ccedil;ırmayın derim :)&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=529</link><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 09:50:23 GMT</pubDate></item><item><title>The Proposal ( 2009 )</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="The Proposal ( 2009 - Teklif )" width="500" height="321" src="/images/content/theprpsl.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Orta şekerli bir &amp;ccedil;ok Hollywood yapımında karşımıza &amp;ccedil;ıkan Ryan Reynolds ve Sandra Bullock'u bir araya getiren bu romantik komedide, oturma/&amp;ccedil;alışma izni alabilmek i&amp;ccedil;in asistanını kendisiyle evlenmeye zorlayan zorba patronun masalına şahit oluyoruz. Filmde Mary Steenburgen, Craig Nelson ve Betty White gibi bir zamanların g&amp;ouml;zde oyuncuları da rol alıyor. Y&amp;ouml;netmen ise Anne Fletcher. IMDB'de profiline bakarken daha &amp;ouml;nce 27 Dresses isimli hoş bir başka romantik komedisini de izlemiş olduğumu hatırladım ama siteye yazmadığımı farkettim. O da iyi filmdi, aklımda kaldığına g&amp;ouml;re muhtemelen bu filmden daha da iyiydi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Benim g&amp;ouml;z&amp;uuml;mde romantik komedilerin şahı Notting Hill'dir. Onu D&amp;ouml;rt Nikah Bir Cenaze, Aşk Her Yerde gibi filmler izler. Aslında oturup en beğendiğim romantik komediler diye bir liste yapmam lazım. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu tarz filmleri severek, sıkılmadan izliyorum. Bu da &amp;ouml;yle oldu. Belki benzer konu ya da kurgudaki filmleri sayısız defa izlemişimdir ama filmin sonu gelsin diye dua etmedim mesela.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ha buradan filmin iyi bir film olduğu sonucu &amp;ccedil;ıkmasın. Bence pek iyi bir film sayılmaz. Bunun en temel sebebi de Sandra Bullock ile Ryan Reynolds'un birbirlerine hi&amp;ccedil; mi hi&amp;ccedil; yakışmamasıdır bana kalırsa. Beyazperdenin tanrı&amp;ccedil;alarından Scarlett Johansson ile evli olan 33 yaşındaki Ryan Reynolds, kendisinden 12 yaş daha b&amp;uuml;y&amp;uuml;k Sandra Bullock ile eğreti duruyor. Benzer bir durum Stepmom adlı filmde de Julie Roberts ile Ed Harris arasında yaşamış, &amp;ccedil;ok sevdiğim bu iki oyuncuyu birbirlerine yakıştıramamıştım.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sıradan, eğlencelik bir film işte. Maksat zaman ge&amp;ccedil;irmekse, &amp;quot;izleyeceğim&amp;quot; diyene &amp;quot;dur, izleme&amp;quot; dedirtmez...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=528</link><pubDate>Fri, 26 Feb 2010 13:08:02 GMT</pubDate></item><item><title>Kunduzlar</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Kunduzlar beslenme saatinde..." width="334" height="400" src="/images/content/bvrs.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=527</link><pubDate>Thu, 25 Feb 2010 13:29:38 GMT</pubDate></item><item><title>Tarihe Damga Vuranların Haritası</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Tarihten Meşhur Fig&amp;uuml;rler Haritası" width="500" height="212" src="/images/content/fmsppl.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Yukarıdaki karışık tabloyu &lt;a target="_blank" href="http://www.anactivesite.ch:8080/temp/PeopleofInfluencePainting.html"&gt;buraya&lt;/a&gt; tıklayarak orijinal boyutunda a&amp;ccedil;abilir ve d&amp;uuml;nya tarihinin &amp;ouml;nemli bir &amp;ccedil;ok fig&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; bir arada g&amp;ouml;rebilir, merak ettiklerinizin de &amp;uuml;zerlerine tıklayarak kolaylıkla Wikipedia'ya y&amp;ouml;nlendirilerek haklarında ayrıntılı bilgilere erişebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sanatsa sanat, tarihse tarih...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=526</link><pubDate>Thu, 25 Feb 2010 12:56:26 GMT</pubDate></item><item><title>The Hangover ( 2009 )</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Bazı b&amp;uuml;nyeler Vegas'ı kaldıramıyor..." width="640" height="408" src="/images/content/thehngvr.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bradley Cooper, Ed Helms, Zach Galifianakis, Justin Bartha, Heather Graham... Filmin başrol&amp;uuml;nde ya da &amp;ouml;nemli rollerindeki oyuncular. &amp;Ccedil;oğunu tanımıyorum. Filmin kadrosunda olup da ismine en &amp;ccedil;ok kulak aşinalığım olan isim zamanın &amp;uuml;nl&amp;uuml; boks&amp;ouml;r&amp;uuml; Mike Tyson dersem herhalde mevzuyu &amp;ouml;zetlemiş olurum. Y&amp;ouml;netmen Todd Phillips'in adını da aynı şekilde daha &amp;ouml;nce hi&amp;ccedil; duymamış, filmini izlememiştim.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;quot;Vay be!&amp;quot; diyorum! Adamım siz ne yaptınız b&amp;ouml;yle! Kesinlikle son derece kaliteli ve hoş bir film olmuş. Karmaşık ama eğlenceli, kendine has bir şekilde komik, şaşırtıcı ve izleyiciyi sıkmayan aksine i&amp;ccedil;ine &amp;ccedil;eken, merak ettiren bir film.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Filmin konusuna gelecek olursak, bir ka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n sonra d&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; olan Doug, &amp;uuml;&amp;ccedil; arkadaşıyla birlikte bekarlığa veda gecesini kutlamak i&amp;ccedil;in kayınpederinin binmeye kıyamadığı klasik Mercedes'iyle Vegas'a doğru yola &amp;ccedil;ıkar. Kahramanlarımız l&amp;uuml;ks bir otel/kumarhaneye girip kendilerini eğlencenin kollarına bıraktıklarından sonra başlarına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;En iyi komedi filmi dalında Altın K&amp;uuml;re'yi de kazanmış, başından sonuna kadar temposunu, heyecanını koruyan, can sıkmayan, değişik tarzda, değişik bir film bu. Ka&amp;ccedil;ırmayın derim...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=525</link><pubDate>Thu, 25 Feb 2010 06:21:39 GMT</pubDate></item><item><title>Tutulma</title><description>&lt;p id="player56" style="text-align: center"&gt;&lt;a href="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;Get the Flash Player&lt;/a&gt; to see this player.&lt;/p&gt;
&lt;div&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt; var s56 = new SWFObject("mp3player.swf", "single", "480", "360", "7"); s56.addVariable("file","videos/tutulma.flv"); s56.write("player56"); &lt;/script&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Biz, maalesef &amp;ccedil;ok sık &amp;quot;akıl tutulması&amp;quot; yaşayan bir &amp;uuml;lkenin evlatlarıyız.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bu &amp;uuml;lkenin evlatları olduğumuz i&amp;ccedil;in değil oradaki &amp;quot;maalesef&amp;quot;...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bu kadar sık akıl tutulması yaşadığımız i&amp;ccedil;in...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ne zaman hoşg&amp;ouml;r&amp;uuml; ve anlayışı &amp;ouml;ğreniriz, o zaman daha iyi şartlara kavuşuruz.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bu toplumun her kesimi i&amp;ccedil;in ge&amp;ccedil;erli...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bir kez daha;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sans&amp;uuml;re, sans&amp;uuml;rc&amp;uuml; ve yasak&amp;ccedil;ı zihniyete hayır!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;Y&amp;ouml;netmen: Baran G&amp;uuml;nd&amp;uuml;zalp&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Senaryo: Deniz Yeşilg&amp;uuml;n, Baran G&amp;uuml;nd&amp;uuml;zalp&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;G&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml; Y&amp;ouml;netmeni: Evren &amp;Ccedil;&amp;ouml;p&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Kamera: &amp;Ouml;mer Sinir&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Oyuncular: Serhat Teoman, G&amp;uuml;lcan Arslan, &amp;Ouml;mer Sinir, Deniz Tarı, Abdurrahman Sevin&amp;ccedil;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;M&amp;uuml;zik: Fazıl Say&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Seslendiren: Genco Erkal&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=524</link><pubDate>Thu, 18 Feb 2010 12:40:16 GMT</pubDate></item><item><title>Johnny Bravo</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&amp;nbsp;&lt;img alt="Johnny Bravo" width="500" height="375" src="/images/content/jbrv.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Aman Tanrım kaslara bak!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Hu!Ha!Ho!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;İşte karşınızda Johnny Bravo!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;5 yaşındaki bir &amp;ccedil;ocuğun zekasına sahip yetişkin bir adamın (ya da yetişkin bir adamın v&amp;uuml;cuduna sahip 5 yaşındaki bir &amp;ccedil;ocuğun) maceralarını işleyen hoş bir seri.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Uzun zamandır izlediğim en g&amp;uuml;zel &amp;ccedil;izgi film olduğunu rahatlıkla s&amp;ouml;yleyebilirim. &amp;Ccedil;izimler ve konular bir yana, &amp;ccedil;izgi filme g&amp;uuml;zellik katan asıl şey T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;eleştirilmiş metinleri ve seslendirmedeki başarı. Burada da Boğa&amp;ccedil;han S&amp;ouml;zmen ve Yeşim Kopan'a tebrikler g&amp;ouml;ndermek gerek.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Cartoon Network'de gece 22.00'da bile rastlasam izliyorum. Mutlaka g&amp;uuml;ld&amp;uuml;recek bir şeyleri oluyor, ki reklamında Hande Yener'den Romeo'nun &amp;ccedil;alması bile ayrı bir olaydır.&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=523</link><pubDate>Thu, 18 Feb 2010 10:34:24 GMT</pubDate></item><item><title>Olimpiyatlar ve Türkiye</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Nedir bu &amp;uuml;lkenin problemi?" width="500" height="241" src="/images/content/olympcs.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Allah aşkına, 80 milyonluk bir &amp;uuml;lkenin olimpiyatlara katılamamasının ya da &amp;uuml;&amp;ccedil; beş sporcuyla katılmasının nasıl bir mantıklı a&amp;ccedil;ıklaması olabilir? Aynen s&amp;ouml;z konusu 80 milyonluk &amp;uuml;lkenin g&amp;uuml;reş dışında hemen hemen sporun t&amp;uuml;m dallarında nal toplaması, gerilerde kalması da bu konuyu genişletmek adına soruya eklenebilir.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Elin G&amp;uuml;rcistan'ı, Litvanya'sı, Hong Kong'u bilmem nesi gider bir dolu dalda yarışır en azından. &amp;nbsp;Kazanır kazanmaz orası &amp;ouml;nemli değil ama oraya gidebilme başarısını g&amp;ouml;sterir. E bu &amp;uuml;lke neden katılamıyor? A&amp;ccedil;lıktan kırılan &amp;uuml;lkelerin sporcuları katılıyor da nice madalyalar, nice rekorlar kırıp d&amp;ouml;n&amp;uuml;yorlar. Bizde tık yok...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Nasıl iş anlamadım...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=522</link><pubDate>Wed, 17 Feb 2010 10:50:44 GMT</pubDate></item><item><title>State of Play (Devlet Oyunları - 2009)</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="State of Play (Devlet Oyunları - 2009)" width="500" height="332" src="/images/content/stateofply.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left; "&gt;1972 M&amp;uuml;nih Yaz Olimpiyatları'nda &amp;quot;Kara Eyl&amp;uuml;l&amp;quot; adlı ter&amp;ouml;rist grubun İsrailli sporcuları rehin almasını işleyen &amp;quot;One Day in September&amp;quot; adlı belgeseliyle 2000 Oscar'larında &amp;quot;En iyi Belgesel&amp;quot; &amp;ouml;d&amp;uuml;l&amp;uuml;n&amp;uuml; kazanan, aynı zamanda 2006'da Forest Whitaker'ın Ugandalı diktat&amp;ouml;r Idi Amin rol&amp;uuml;yle Oscar kazandığı &amp;quot;İsko&amp;ccedil;ya'nın Son Kralı&amp;quot; adlı filmin de y&amp;ouml;netmeni olan Kevin Macdonald'ın y&amp;ouml;nettiği, g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; kadrosu, belki &amp;ccedil;ok farklı değil ama yine g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; senaryosu ve karmaşık kurgusuyla iyi bir politik gerilim filmi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Az &amp;ccedil;ok burayı takip edenler bilirler ben filmlere &amp;quot;tipik Hollywood filmi&amp;quot; diyerek işin i&amp;ccedil;inden &amp;ccedil;ıkmayı sevmem fakat derinlemesine bir inceleme yapabilecek kadar da vakit ve birikime sahip değilim. O y&amp;uuml;zden yazılarım genel hatlarıyla araştırmalara, yorumlarım ise kişisel zevkime g&amp;ouml;re şekillenir. Şimdi bu filmde, klişe ararsan var. Nitekim konu birebir uymasa bile anahatlarıyla benzerlik taşıyabilecek sayısız film &amp;ccedil;ekilmiştir daha &amp;ouml;nce. Bu a&amp;ccedil;ıdan bakınca bu filmi diğerlerinden ayıran nedir? sorusuna cevaben ancak b&amp;ouml;n b&amp;ouml;n bakarım. Fakat kimse bana filmin k&amp;ouml;t&amp;uuml; olduğunu s&amp;ouml;yletemez. Film ağır işliyor, belli b&amp;ouml;l&amp;uuml;mlerde ve biraz da sonlarda tempo kazandığı oluyor ama bunu normal karşılamak gerektiğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. Politikayı ve gazeteciliği konu alan bir filme g&amp;ouml;re bana kalırsa yeterince aksiyon barındırıyordu. Ağır tempoya rağmen senaryonun karışıklığından şikayet&amp;ccedil;i olunabilir belki biraz, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ben de izlediğim filmde anlatılanı tam olarak anlamak, her şeye hakim olmak isterim ama bana kalırsa filmin bu &amp;ouml;zelliği filme olumsuz değil aksine olumlu, gizemli bir hava katıyor. T&amp;uuml;m bunların &amp;uuml;zerine oyunculuğuna her filmde yeni bir şeyler ekleyerek o eski itici kimliğinden ve ikinci bir Brendan Fraser olmaktan uzaklaşan Ben Affleck, her zaman i&amp;ccedil;in favorilerim arasında yer alan Russell Crowe, Robin Wright Penn, Helen Mirren, Jeff Daniels ve son d&amp;ouml;nemin pop&amp;uuml;ler gen&amp;ccedil;lerinden Rachel McAdams olduk&amp;ccedil;a başarılı performanslar ortaya koyuyorlar. Başroldeki ikili bir yana, Helen Mirren ve Robin Wright Penn bana kalırsa filme asıl kaliteyi katan isimlerdir. Onların yerinde başka oyuncular olsa muhtemelen başka yorumlar yapıyor olurdum.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ve bir dipnot, Russel Crowe'a kısa sa&amp;ccedil; daha &amp;ccedil;ok yakışıyor. Ben olsam tez zamanda &amp;uuml;&amp;ccedil; numaraya vurdururdum o kafayı. Ha bir de... Biraz kilo ver be Gladyat&amp;ouml;r! Kollar bile hafiften yağ bağlamış, Mickey Rourke gibi olmayasın sonra!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=521</link><pubDate>Wed, 17 Feb 2010 10:00:52 GMT</pubDate></item><item><title>Anger Management (Asabiyim - 2003)</title><description>&lt;div&gt;&lt;img alt="Anger Management ( Asabiyim - 2003 )" width="200" height="239" class="imgleft" src="/images/content/angrmngm.jpg" /&gt;Sinirli bir insan mısınız? Hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda sakin kalıp alttan almaya &amp;ccedil;alışan bir yapınız mı var yoksa hemen parlıyor musunuz? Eğer &amp;ouml;fke maymunlarınız kafanızın i&amp;ccedil;erisinde tewpinip sizi deli ediyor ve yerinizde duramayacak kadar hiddetle doluyorsanız, bir &amp;ouml;fke kontrol programına yazılmanın tam zamanıdır! Ve &amp;ouml;fke kontrol&amp;uuml; dendiğinde akla tek bir isim gelir: Doktor Buddy Rydell, yani Dr. B.!&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Gen&amp;ccedil; y&amp;ouml;netmen Peter Segal'ın y&amp;ouml;nettiği 2003 yapımı bu eğlenceli filmde, bir dizi yanlış anlaşılma sonucu mahkeme tarafından toplum d&amp;uuml;zenini bozmak ve u&amp;ccedil;uş g&amp;ouml;revlisine (hostes) şiddet uygulamak su&amp;ccedil;ları y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden &amp;ouml;fke kontrol programına dahil edilen Dave Buznik'in hazin hikayesini izliyoruz. Tabii hikaye sadece Buznik a&amp;ccedil;ısından hazin. Katıldığı &amp;ouml;fke kontrol programını d&amp;uuml;zenleyen &amp;ccedil;atlak Doktor Buddy Rydell işin i&amp;ccedil;ine girdiği andan itibaren işler temelli karışıyor ve olan elbette ki bizim mazlum ve masum gencimiz Dave Buznik'e oluyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Filmde Adam Sandler'ı Dave Buznik, Jack Nicholson'ı Dr. Buddy Rydell olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz. Ayrıca Marisa Tomei, John Turturro, Luis Guzman, Woody Harrelson, John C. Reilly gibi oyuncular da kadroda. G&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; kadro, hoş bir senaryoyla birleşince, filmin amacı da eğlendirmek olunca, b&amp;ouml;yle bir şey ortaya &amp;ccedil;ıkıyor demek ki. Jack Nicholson ve rol arkadaşları sanki kendi aralarında paslaşıp izleyeni memnun edecek bir film yapmışlar gibi.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bu film sinirlerinizi bozacak ama aynı zamanda da g&amp;uuml;ld&amp;uuml;recek ve mutlaka aklınızda kalacak...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Haydi o zaman, hep beraber: Goosfraba!&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=520</link><pubDate>Wed, 17 Feb 2010 07:19:28 GMT</pubDate></item><item><title>Doğan Medya Grubu!</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="UEFA Şampiyonlar Ligi" width="500" height="312" src="/images/content/uefacl.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Şampiyonlar Ligi ma&amp;ccedil;larını DSmart platformu &amp;uuml;zerinden yayınlayan Doğan Medya Grubu'nu kınıyorum!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;S&amp;ouml;ylendiğinde g&amp;ouml;re s&amp;ouml;zleşmelerinden yayın g&amp;uuml;nlerinde en az bir ma&amp;ccedil;ı a&amp;ccedil;ık kanaldan yayınlama zorunlulukları olmasına rağmen, bu maddeye uymuyorlar.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ma&amp;ccedil;ların eskiden olduğu gibi Star TV'den yayınlanmasını istiyorum ve umarım Doğan Medya Grubu'da bu sa&amp;ccedil;malıklarının bedelini &amp;ouml;der...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Bir orası kalmıştı karışmadığınız...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=519</link><pubDate>Tue, 16 Feb 2010 17:14:09 GMT</pubDate></item><item><title>Monsters vs Aliens (Canavarlar Yaratıklara Karşı)</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img width="640" height="272" alt="Monsters vs Aliens ( Canavarlar Yaratıklara Karşı)" src="/images/content/mnsvsalns.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Artık bu tip animasyonların sadece k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;klere değil, b&amp;uuml;y&amp;uuml;klere de, h&amp;acirc;tt&amp;acirc; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;klerden &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;klere hitap ettiği biliniyor. Dreamworks yapımı bu animasyon da &amp;ouml;yle.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;İlgin&amp;ccedil; karakterler, hi&amp;ccedil; de fena olmayan bir konu ve zekice esprilerle s&amp;uuml;slenmiş eğlenceli bir film. Bir Pixar animasyonu kadar etkileyici değil ama insan izlerken hoş vakit ge&amp;ccedil;iriyor orası kesin.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Seslendirenler arasında da Reese Witherspoon, Seth Rogen, Hugh Laurie ve h&amp;acirc;tt&amp;acirc; Kiefer Sutherland ve Rene Zellweger gibi &amp;uuml;nl&amp;uuml;ler var.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Ge&amp;ccedil;tiğimiz yıl sinemalarda 3 boyutlu g&amp;ouml;sterime de girmiş daha &amp;ouml;nce, ben evde yayılarak, keyifle izledim. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k-b&amp;uuml;y&amp;uuml;k demeden herkese tavsiyedir. :)&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=518</link><pubDate>Mon, 15 Feb 2010 10:04:20 GMT</pubDate></item><item><title>Aşk ve saygı</title><description>&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;img alt="Aşk ve Saygı" src="/images/content/asksyg.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;S&amp;uuml;rekli kalbindeki aşktan bahseden ama ne kalbinde, ne beyninde zerre kadar saygı barındırmayan insanlar, kendilerini komik ve onursuz duruma d&amp;uuml;ş&amp;uuml;rmekten başka hi&amp;ccedil; bir şey yapmazlar.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Fildişi Sahilleri Atas&amp;ouml;z&amp;uuml;&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=517</link><pubDate>Thu, 11 Feb 2010 17:08:55 GMT</pubDate></item><item><title>Thick As Thieves ( Son Oyun - 2009 )</title><description>&lt;div&gt;&lt;img width="200" height="278" class="imgleft" alt="" src="/images/content/thickasthv.jpg" /&gt;Morgan Freeman'ı anlamak bazen ger&amp;ccedil;ekten zor oluyor. Bir g&amp;uuml;n, muhteşem rol kestiği muhteşem bir filmi izliyorsunuz. Ertesi g&amp;uuml;nse, belki yine muhteşem rol kestiği ama &amp;ccedil;ok da artısı olmayan bir filmde rastlıyorsunuz. Dediğim gibi belki o yine g&amp;uuml;zel oynuyor ama filmin tamamını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;z vakit &amp;quot;bu adam &amp;ccedil;ok daha iyi filmlerde olmalı&amp;quot; diyorsunuz. Hele ki filmi Morgan Freeman var diye izliyorsanız ve Morgan Freeman iyi ama film k&amp;ouml;t&amp;uuml;yse, asıl hayalkırıklığı işte o zaman ortaya &amp;ccedil;ıkıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Filmde Morgan Freeman'a Antonio Banderas eşlik ediyor ama ben bu adama alaycı -sarkastik moda şimdi- tavırları yakıştıramıyorum. Mutlaka kendine has bir karizması var, ki zaten b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olasılıkla bu y&amp;uuml;zden muhteşem denilebilecek pek bir filmi olmamasına rağmen yine de en &amp;uuml;nl&amp;uuml; akt&amp;ouml;rler arasında yerini almıştır hep. Ama hispanik olacak, zoraki bir alaycılığı olacak... Yakıştıramadım kendisine.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Antonio Banderas olur da g&amp;uuml;zel bir kız olmaz mı filmde? Evet olmaz. Kız mutlaka olur ama bu filmde anlıyoruz ki o kızın g&amp;uuml;zel olması gibi bir durum her zaman i&amp;ccedil;in ge&amp;ccedil;erli değilmiş. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu filmde Radha Mitchell adlı, &amp;ccedil;ok sevdiğimiz Avustralya kıtasından bir hanımefendi de rol alıyor fakat -bana g&amp;ouml;re- kendisi pek de g&amp;uuml;zel sayılmaz. Bunun sebebi belki de eski &amp;ccedil;alıştığım şirketin sinir bozucu muhasebecisine tıpatık benzemesidir. Soğudum valla. Fakat o pek bir sıcaktı ki Banderas ile fazla fazla samimi g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k. Ve eminim sırf o &amp;quot;samimi&amp;quot; sahneler i&amp;ccedil;in bu filmi izleyen insanlar vardır ve olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Hem kardeşim Avustralyalı kızı alıp o g&amp;uuml;zelim aksanını kullandırtmayıp, Rus aksanıyla konuşturtmanın anlamı nedir yahu? Rus istiyorsan gider yarım yamalak İngilizce bilen bir Rus kızı bulursun, g&amp;uuml;zellikte de aşağı değiller zaten.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Sonu&amp;ccedil; itibariyle bana kalırsa sıradan bir soygun filmi...&lt;/div&gt;</description><link>http://www.irrasyonel.net/entry.aspx?id=516</link><pubDate>Wed, 10 Feb 2010 09:24:33 GMT</pubDate></item></channel></rss>